Türkiye’nin Akdeniz kıyısında parlayan yıldızı Antalya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayarak turizm dünyasının en popüler şehirlerinden biri olmayı sürdürüyor. Muhteşem mavi bayraklı plajları, her bütçeye ve yaşam tarzına hitap eden geniş konaklama seçenekleri, dev tatil köyleri ve dünya standartlarındaki golf sahalarıyla Antalya, tatil beklentilerinin çok ötesinde bir deneyim sunuyor. Binlerce yıllık tarihe ev sahipliği yapan şehir, Likya, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerinin eşsiz izlerini taşıyarak ziyaretçilerini zaman yolculuğuna çıkarıyor. Toros Dağları’nın yemyeşil yamaçlarıyla Akdeniz'in turkuaz sularını bir araya getiren bu şehir, hem doğa hem de tarih tutkunları için tam anlamıyla bir cennet.
Antalya’nın en büyük avantajlarından biri, ılıman iklimi sayesinde uzun süren yaz mevsimidir. Nisan ayından Kasım ayına kadar deniz sezonu devam ederken, yılın diğer zamanlarında da doğa yürüyüşleri, kültürel turlar ve gastronomi keşifleri için mükemmel bir ortam sunuyor. Yazın masmavi sulara dalış yaparak eşsiz su altı dünyasını keşfedebilir, tekne turlarıyla Antalya’nın büyüleyici koylarını ziyaret edebilir ve dünyaca ünlü plajlarında güneşin tadını çıkarabilirsin. Kış aylarında ise Toroslar’da doğa yürüyüşleri yapabilir, kamp alanlarında huzuru bulabilir, kayak merkezlerinde doğanın keyfini çıkarabilirsin.
Antalya’da düzenlenen uluslararası festivaller, şehrin kültürel zenginliğini daha da artırıyor. Altın Portakal Film Festivali, Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali ve Aspendos Opera ve Bale Festivali gibi etkinlikler şehre hareketlilik katarken, Antalya’nın kültürel bir merkez olarak önemini artırıyor.
Antalya'da yapılabilecek etkinliklerin sınırı yoktur. Dalış turlarıyla Kaş'ın eşsiz su altı güzelliklerini keşfedebilir, Adrasan'dan Olimpos’a uzanan rotada tekne gezisi yaparak Akdeniz’in gizli cennetlerini görebilirsin. Antik kent meraklıları için Perge, Aspendos, Termessos, Side, Phaselis ve Olimpos gibi benzersiz güzellikteki antik şehirler, Roma ve Likya uygarlıklarının ihtişamını günümüze taşıyor.
Ayrıca Antalya'nın doğası, her mevsim farklı güzellikler sunar. Düden ve Kurşunlu Şelaleleri’nin eşsiz doğasında yürüyüş yapabilir, Köprülü Kanyon’da rafting heyecanı yaşayabilir, Tahtalı Dağı’nda teleferikle 2365 metre yüksekliğe çıkarak Antalya’nın nefes kesici panoramik manzarasını seyredebilirsin.
Antalya’yı ziyaret edeceklerin en çok merak ettiği soruların cevaplarıyla devam edelim:
Antalya’da ne yenir?
Antalya, gastronomik açıdan zengin bir mutfağa sahip. Meşhur Antalya piyazı, susamlı tahinle buluşan fasulyenin eşsiz uyumunu sunuyor. Ayrıca domates civesi, ekşi tarhana çorbası, balık ekşilemesi, saç kavurması ve filisli lapayı mutlaka tatmalısın. Akdeniz mutfağının taze balıklarını, mevsim sebzeleriyle birleştiren restoranlarda unutulmaz lezzetleri keşfedebilirsin.
Antalya’nın en meşhur tatlıları nelerdir?
Antalya’ya özgü tahinli kabak tatlısı, hafif ve damakları şenlendiren bir lezzet. Ayrıca elmalı baklava ve turunç reçeli gibi geleneksel tatlıları tadabilir, yöresel dondurma çeşitleriyle tatlı yolculuğunu tamamlayabilirsin.
Antalya’dan ne hediye alınır?
Antalya'dan dönüşte sevdiklerin için yöreye özgü keçiboynuzu pekmezi, doğal reçeller, nar ekşisi, turunç macunu gibi gastronomik ürünler alabilirsin. Ayrıca tarihi Kaleiçi’nin sokaklarında gezerken el işi takılar, deri sandaletler, bakır ve gümüş işlemeli eşyalar, rengarenk kilim ve halılar ile özel tasarım hediyelik eşyalar satın alarak tatil anılarını ölümsüzleştirebilirsin.
Antalya denildiğinde akla ilk gelen yer hiç şüphesiz Kaleiçi (Old Town) bölgesi oluyor. Şehrin tam ortasında konumlanmış bu tarihi merkez, ziyaretçilerini daha ilk adımlarında zaman yolculuğuna çıkarıyor. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi pek çok medeniyetin bıraktığı tarihi izlerle dolu olan bu bölge, günümüzde Antalya'nın turizmdeki canlı ve renkli yüzünü yansıtıyor.
Kaleiçi, adeta bir açık hava müzesi gibi ziyaretçilerine tarihin derinliklerinde kaybolma fırsatı sunuyor. Arnavut kaldırımlı sokakları, taş döşeli yolları ve ahşap ile taşın muhteşem uyumuyla süslenmiş geleneksel Osmanlı evleriyle büyüleyici bir atmosfere sahip. Rengârenk begonvillerle süslenmiş konaklar, tarih kokan sokaklar boyunca uzanarak ziyaretçileri büyüleyici bir zaman yolculuğuna davet ediyor.
Bu tarihi dokunun en önemli giriş noktası ise Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya ziyaretini ölümsüzleştirmek adına inşa edilen Hadrian Kapısıdır. Mermerden yapılmış üç kemerli zarif kapıdan adımınızı atar atmaz kendinizi tarihin içerisinde bulacaksınız.
Kaleiçi bölgesi; Yivli Minare, Kesik Minare, Hıdırlık Kulesi, Karatay Medresesi ve Şehzade Korkut Camii gibi çok sayıda tarihî yapıya ev sahipliği yapıyor. Yivli Minare, Selçuklu döneminden kalma sekizgen kaideli yapısıyla Antalya’nın sembolü haline gelmiş, şehrin her noktasından görülebilen zarif bir yapıdır. Bir Bizans kilisesi olarak başlayıp camiye dönüştürülen Kesik Minare ise çok kültürlü Antalya’nın sembollerinden biri haline gelmiş tarihi yapılardan biridir.
Deniz manzarasının tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir durak olan Hıdırlık Kulesi, Romalılar tarafından gözetleme noktası ve deniz feneri olarak inşa edilmiş, günümüzde ise ziyaretçilerine muhteşem gün batımı manzaraları sunan bir yer haline dönüşmüştür.
Kaleiçi’nin sokakları, gündüz tarihî ve kültürel keşiflerle doluyken, akşamları da restoran, bar ve kafelerin ışıklarıyla renkleniyor. Uluslararası mutfaklardan Akdeniz’in eşsiz lezzetlerine kadar birçok alternatif sunan restoranlarda yemek yiyebilir, canlı müzik eşliğinde keyifli akşamlar geçirebilirsiniz.
Kaleiçi’nin butik otelleri ve pansiyonları ise Antalya’nın yerel dokusunu hissederek konaklama fırsatı sunuyor. Eski Osmanlı konaklarının restore edilmesiyle oluşturulan bu konaklama yerleri, otantik atmosferiyle ziyaretçilerin tatil deneyimini unutulmaz kılıyor.
Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde, şehrin tam merkezinde bulunan Kaleiçi'ne ulaşım oldukça kolaydır. Antalya Havalimanı’ndan kalkan tramvay ve otobüslerle yaklaşık 25 dakikada Kaleiçi’ne ulaşabilirsiniz. Antalya otogarından ise şehir içi minibüsler veya tramvay kullanarak kısa sürede bölgeye varabilirsiniz. Özel araçlarıyla gelenler için Kaleiçi’nin çevresinde uygun otoparklar mevcuttur, ancak sokaklar dar olduğu için çoğu zaman araç trafiğine kapalıdır ve yürüyerek keşfedilmesi tavsiye edilir.
Kaleiçi’ne giriş ücretsizdir. Ancak burada bulunan bazı müzeler ve özel işletmeler (örneğin, Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi gibi) ziyaret için ücret talep edebilir. Çoğu tarihî yapı ise ücretsiz olarak gezilebilir ve fotoğraf çekimine açıktır.
Antalya’nın gerçek ruhunu yansıtan Kaleiçi, hem tarihiyle hem de günlük yaşamın hareketliliğiyle unutulmaz bir tatil deneyimi yaşatıyor. Antalya’ya geldiğinizde Kaleiçi’nin büyüsüne kapılmadan dönmemelisiniz. Burada geçireceğiniz zaman, Antalya seyahatinizin en güzel anıları arasında yer alacak.
Antalya’nın Serik ilçesinde, şehir merkezine yaklaşık 46 kilometre uzaklıkta konumlanan Aspendos Antik Kenti, Akdeniz'in tarihsel dokusunu günümüze taşıyan en etkileyici alanlardan biridir. M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulan kent, daha sonra Pers, Helenistik ve Roma dönemlerinde de zenginleşerek önemli bir ticaret ve kültür merkezi hâline gelmiştir.
Özellikle Roma dönemindeki parlak yıllarını yaşayan Aspendos, bugün Akdeniz bölgesinin en iyi korunmuş Roma dönemi eserlerine ev sahipliği yapıyor. Kentin en dikkat çekici yapısı, muhteşem mimarisi ve günümüze kadar ulaşan kusursuzluğu ile Aspendos Antik Tiyatrosu’dur. Yaklaşık 2000 yıldır ayakta kalmayı başaran tiyatro, Roma İmparatoru Marcus Aurelius döneminde (MS 2. yüzyıl) inşa edilmiştir. 20.000 seyirci kapasitesine sahip olan bu tiyatro, Roma mimarisinin mühendislik harikalarından biri olarak kabul edilir. Özellikle akustik kalitesi o kadar mükemmeldir ki, bugün bile opera, bale ve konser gibi etkinliklere ev sahipliği yapmakta ve ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatmaktadır.
Aspendos’un güzellikleri tiyatro ile sınırlı değildir. İki ayrı tepe üzerine kurulan kentte, tiyatronun yanı sıra ziyaret edilebilecek pek çok tarihi kalıntı bulunur. Antik kentin agora (şehir meydanı), bazilika, Roma hamamları ve tapınak kalıntıları ziyaretçilere Roma döneminin günlük yaşamından önemli ipuçları sunar. Ayrıca antik kent çevresinde uzanan su kemerleri de görülmeye değerdir. Roma döneminde kilometrelerce uzaklıktan getirilen suyu taşıyan bu devasa su kemerleri, Roma mühendislik dehasının bir başka örneğidir ve günümüzde hala büyük bir hayranlık uyandırmaktadır.
Aspendos, Antalya merkezden yaklaşık 40-45 dakikalık bir yolculukla kolayca ulaşılabilen bir konumdadır. Antalya şehir merkezinden hareket eden Serik veya Manavgat yönündeki minibüslerle veya Antalya Otogarı'ndan hareket eden şehirlerarası otobüslerle Serik ilçesine geldikten sonra buradan Aspendos’a giden dolmuşları kullanabilirsin.
Özel araçla gitmeyi tercih edenler için Aspendos’a ulaşım çok daha rahattır. Antalya merkezden Serik yönüne doğru ilerleyerek yaklaşık 35-40 dakika içinde, tabelalarla belirtilmiş olan antik kente rahatça ulaşabilirsiniz. Otopark alanı bulunduğu için araçla ulaşımda sıkıntı yaşanmaz.
Aspendos Antik Kenti'ne giriş ücretlidir. Girişlerde MüzeKart geçerlidir ve bu kart sayesinde Aspendos'un yanı sıra Antalya bölgesindeki pek çok müzeyi ücretsiz gezebilirsiniz. MüzeKart’ınız yoksa, girişte bilet satın almanız gerekir. 2024 yılı için giriş ücreti yaklaşık 100 TL olarak belirlenmiştir ancak fiyatlar dönemsel olarak değişebilir.
Aspendos'u ziyaret edenler, tarihin içinde gezinmenin yanı sıra çeşitli kültürel etkinliklerle de unutulmaz anlar yaşayabilirler. Özellikle yaz aylarında düzenlenen Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali, dünya çapında sanatçıları ve sanatseverleri antik tiyatronun eşsiz atmosferinde buluşturur. Ayrıca antik kent içinde ve çevresinde yürüyüş yapabilir, fotoğraf çekebilir, Roma hamamlarını ve agorayı keşfedebilirsiniz.
Antalya'nın sıcak yaz günlerinde, sabah erken saatlerde veya gün batımına yakın saatlerde Aspendos'u ziyaret etmek idealdir. Böylece hem sıcak havadan korunabilir hem de Aspendos’un etkileyici manzarasının tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.
Aspendos, hem tarih tutkunları hem de kültür-sanat severler için unutulmaz bir keşif noktasıdır. Antalya seyahatinde bu eşsiz tarihî ve kültürel alanı keşfetmek, tatil deneyimini çok daha anlamlı kılacaktır.
Antalya’nın güney sahilinde, Kemer ile Kumluca ilçeleri arasında yer alan Olimpos Antik Kenti, tarihî ve doğal güzellikleriyle bölgenin en popüler gezi noktalarından biridir. Phaselis Antik Kenti ile birlikte Likya medeniyetinin önemli liman kentlerinden biri olan Olimpos, tarihle doğayı mükemmel bir uyum içinde buluşturuyor.
Olimpos, M.Ö. 2. yüzyılda Helenistik dönemde kurulmuş olup Roma ve Bizans dönemlerinde altın çağını yaşamıştır. Bugün, kentte dolaşırken Roma döneminden kalma tapınaklar, antik tiyatro, agora (kent meydanı), Roma hamamları, lahitler ve Orta Çağ’dan kalma etkileyici bir kale gibi pek çok tarihi kalıntıyla karşılaşmak mümkün. Antik kent içerisindeki yapıların çoğu Roma dönemine ait olup büyük bölümü kesme taşlardan inşa edilmiştir. Olimpos’u gezerken özellikle tanrılara adanan adak sunaklarını, muhteşem Roma agorasını ve şehrin girişindeki görkemli kalıntıları mutlaka incelemelisin.
Antik kent, aynı zamanda koruma altına alınan bir milli park alanı içinde yer alıyor. Bölgeyi eşsiz kılan özelliklerinden biri, yemyeşil doğası ve tertemiz plajıdır. Olimpos sahili, caretta caretta deniz kaplumbağalarının da önemli yuvalama bölgelerinden biri olduğu için doğallığını koruyan ender sahillerden biridir.
Olimpos’a yaklaşık 4 km mesafede bulunan Yanartaş (Chimera), Olimpos ziyaretinin olmazsa olmazları arasındadır. Mitolojide “sonsuz ateş” olarak bilinen Yanartaş, yer altından çıkan doğal gazın havayla buluşması sonucu binlerce yıldır sönmeden yanan alevlere ev sahipliği yapıyor. Bu gizemli doğal oluşum özellikle geceleri ziyaretçilere eşsiz bir atmosfer sunar.
Olimpos, Antalya şehir merkezine yaklaşık 85 kilometre uzaklıkta, Kemer ve Kumluca ilçeleri arasında bulunur. Antalya otogarından Kumluca veya Finike yönüne hareket eden minibüslerle Olimpos kavşağına kadar ulaşılabilir. Olimpos sapağından minibüslerle veya özel araçla yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuk sonrası Olimpos girişine ulaşılır. Buradan kısa bir yürüyüşle antik kent ve sahile varmak mümkündür.
Olimpos Antik Kenti’ne giriş ücretlidir. Girişte MüzeKart geçerli olup kart sahibi olmayan ziyaretçiler için giriş ücreti yaklaşık 40 TL’dir. Antik kente giriş yaptıktan sonra plaja geçiş için ayrıca ücret ödenmez.
Olimpos, hem doğa tutkunları hem tarih meraklıları hem de huzur arayan gezginler için ideal bir seyahat noktasıdır. Burada geçireceğin her an Antalya’nın doğal ve tarihî güzelliklerini hafızana unutulmaz şekilde kazıyacak!
Antalya'nın kalabalığından uzaklaşıp kendini adeta başka bir dünyaya ışınlanmış gibi hissetmek istiyorsan, şehrin hemen yanı başındaki Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı, bunun için ideal bir yer. Antalya şehir merkezine sadece 22 kilometre uzaklıkta bulunan bu eşsiz doğa harikası, 1991 yılında milli park ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Toplam 33 hektarlık geniş bir alanda yayılan park, büyüleyici şelalesi, zengin bitki örtüsü ve huzurlu atmosferi ile Antalya gezilerinin vazgeçilmez noktalarından biridir.
Kurşunlu Şelalesi, 18 metre yükseklikten dökülen masmavi suları ve yemyeşil bitki örtüsü ile ziyaretçilerine unutulmaz bir doğa şöleni sunar. Ana şelalenin yanı sıra park alanında irili ufaklı 7 adet küçük şelale ve birbirinden güzel kaya göletleri bulunuyor. Bu göletlerin etrafında ördekler, kaplumbağalar ve rengarenk kuş türlerini gözlemleyebilir, doğanın sakinleştirici sesleri eşliğinde keyifli bir yürüyüş yapabilirsin.
Şelalenin çevresindeki yürüyüş yolları oldukça bakımlı ve düzenli olduğu için çocuklu ailelerin rahatça gezebileceği bir alandır. Park içindeki patikalar, ziyaretçilere doğanın kalbinde uzun yürüyüşler yapma fırsatı sunarken, her köşesi fotoğraf tutkunları için mükemmel kareler yakalamaya imkân tanır.
Kurşunlu Şelalesi, sadece manzarasıyla değil, sunduğu aktivitelerle de keyifli zaman geçirmeni sağlar:
Kurşunlu Şelalesi, Antalya şehir merkezinden yaklaşık 30 dakikalık bir araç yolculuğu ile kolayca ulaşılabilecek bir konumdadır. Antalya-Aksu karayolu üzerinden Isparta yönüne doğru ilerlerken tabelaları takip ederek ulaşabilirsin. Toplu taşıma tercih ediyorsan, şehir merkezinden kalkan ve Aksu istikametinde ilerleyen minibüs ve belediye otobüsleriyle de şelale bölgesine yakın bir noktaya kadar ulaşım sağlanmaktadır.
Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı’na giriş ücretlidir. Kişi başı giriş ücreti yaklaşık 15 TL’dir. (Fiyatlar dönemsel olarak değişebilir). Otopark alanı bulunduğu için özel aracınla geliyorsan park sorunu yaşamazsın.
Kurşunlu Şelalesi, yıl boyunca ziyaret edilebilen bir güzelliğe sahip olsa da özellikle bahar aylarında doğanın canlanmasıyla çok daha renkli bir atmosfere kavuşur. Yaz sıcaklarında serinlemek için ideal bir kaçış noktasıdır. Sabah erken saatlerde gitmek ise kalabalıktan uzak, sakin ve huzurlu bir deneyim sunar.
Kurşunlu Şelalesi’nde geçireceğin bir gün, doğanın tüm güzelliklerini yaşayarak Antalya tatiline farklı bir boyut katacak ve unutulmaz anılar biriktirmeni sağlayacak.
Antalya'nın merkezine yakın, huzur dolu bir doğa köşesi arıyorsan, Düden Şelalesi (Düdenbaşı Şelalesi) seni bekliyor. Antalya şehir merkezine sadece 10 kilometre mesafede, Kepez ilçesinde bulunan bu şelale, kentin doğa turizminin en popüler destinasyonları arasında yer alıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde, Antalya’nın bunaltıcı havasından kaçmak isteyenler için serin bir sığınak olan Düden Şelalesi, ziyaretçilerine eşsiz güzellikler sunuyor.
Düden Şelalesi iki ayrı bölümden oluşuyor: Yukarı Düden Şelalesi (Düdenbaşı) ve Aşağı Düden Şelalesi.
Yukarı Düden Şelalesi, Kepez ilçesinde yemyeşil bir doğanın içerisinde yer alır. Burada yaklaşık 20 metre yükseklikten dökülen suların oluşturduğu gölet, büyüleyici bir ortam yaratıyor. Şelalenin etrafındaki ahşap yürüyüş yolları, seyir terasları ve mağara girişleri doğayla bütünleşmiş bir keşif imkânı sağlıyor. Ayrıca park içinde bulunan kafe, restoran ve çay bahçelerinde suyun huzur veren sesi eşliğinde dinlenip keyifli vakit geçirebilirsin.
Aşağı Düden Şelalesi ise Yukarı Düden’den ayrılan suların yaklaşık 9 kilometrelik bir yolculuk sonrasında Antalya’nın falezlerinden Akdeniz’e 40 metrelik bir yükseklikten dökülmesiyle oluşur. Lara semtinde bulunan bu eşsiz manzara, Antalya’nın simgelerinden biri hâline gelmiştir. Özellikle burada güneşin batışını izlemek, falezlerden dökülen şelalenin oluşturduğu muhteşem görsel şöleni seyretmek unutulmaz bir deneyimdir.
Düden Şelalesi ziyaretinde yapabileceğin pek çok aktivite var:
Yukarı Düden Şelalesi, Antalya merkezden Kepez ilçesi yönüne doğru araçla yaklaşık 20 dakikada kolayca ulaşabileceğin bir konumda. Şehir merkezinden hareket eden minibüs ve otobüslerle de ulaşım sağlanabiliyor.
Aşağı Düden Şelalesi, Lara bölgesinde, şehir merkezine yaklaşık 8 kilometre mesafededir. Lara yönüne giden toplu taşıma araçları ile ulaşım son derece pratiktir.
Yukarı Düden Şelalesi’nin bulunduğu park alanına giriş ücretlidir. Kişi başı giriş ücreti yaklaşık 15 TL civarındadır. Aşağı Düden Şelalesi’ne ise herhangi bir giriş ücreti ödenmemektedir, şelale herkesin ziyaretine açık bir şekilde falezlerden dökülerek manzara sunmaktadır.
Düden Şelalesi’ni özellikle bahar ve yaz aylarında ziyaret etmek idealdir. Yazın sıcak günlerinde burada serinleyebilir, bahar aylarında ise yeşilin ve şelalenin sunduğu görsel şölenin tadını çıkarabilirsin. Kalabalıktan kaçmak isteyenler için erken saatlerde ziyaret önerilir.
Antalya gezinde, şehrin doğal güzelliklerini en iyi şekilde yaşamak istiyorsan, Düden Şelalesi mutlaka uğraman gereken adreslerden biri olacak. Doğanın huzur veren enerjisini hissetmek için bu eşsiz güzelliği kaçırmamalısın!
Antalya’nın en popüler doğa harikalarından biri olan Manavgat Şelalesi, Antalya şehir merkezine yaklaşık 76 kilometre mesafede, Manavgat ilçesinde yer alıyor. Zümrüt yeşili ormanlarla çevrili bu eşsiz şelale, Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da en tanınmış şelalelerinden biridir. Her yıl bir milyondan fazla turist tarafından ziyaret edilen Manavgat Şelalesi, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, sunduğu macera dolu etkinliklerle de ziyaretçilerini büyülüyor.
Manavgat Nehri üzerinde bulunan şelale, yaklaşık 5 metre yüksekliğindeki falezlerden oldukça geniş bir alana yayılarak akıyor. Şelalenin suları, kaynağındaki karstik yapı sebebiyle dumanlı ve köpüklü bir görünüme sahiptir. Bu özelliği sayesinde Manavgat Şelalesi her mevsim büyüleyici bir manzara oluşturur ve fotoğrafçılar için mükemmel görüntüler sunar.
Şelalenin çevresi ziyaretçiler için özenle düzenlenmiş yürüyüş yolları, seyir terasları ve dinlenme alanlarıyla çevrilidir. Burada yürürken hem şelalenin serinletici havasını hissedebilir hem de doğanın güzelliklerini yakından keşfedebilirsin.
Manavgat Şelalesi, doğanın tadını çıkarmak isteyenlere pek çok farklı aktivite imkânı sunar:
Rafting ve Kano Turları: Kolay seviyede bir rafting parkuruna sahip olan Manavgat Nehri, rafting yapmak isteyenler için idealdir. Özellikle rafting yapmaya yeni başlayanlar ve aileler için uygundur. Ayrıca kano veya bot turlarına katılarak da bölgenin doğasını keşfedebilirsin.
Doğa Yürüyüşü ve Fotoğrafçılık: Şelalenin çevresindeki yürüyüş yolları, doğayla iç içe yürüyüş yapmak isteyenler için harika fırsatlar sunar. Doğa fotoğrafçıları için ise burası adeta bir cennettir; şelale manzarası, doğal yaşam ve orman görüntüleri eşsiz fotoğraflar yakalamanı sağlar.
Yeme-İçme ve Piknik: Manavgat Şelalesi’nin hemen yanında bulunan balık restoranlarında taptaze alabalık ve çeşitli Akdeniz lezzetlerinin tadına bakabilirsin. Ayrıca şelale çevresinde bulunan piknik alanları ve çay bahçelerinde aile veya arkadaşlarınla keyifli zaman geçirebilir, doğanın huzurlu ortamının tadını çıkarabilirsin.
Manavgat Şelalesi’ne ulaşmak oldukça kolaydır. Antalya şehir merkezinden Manavgat yönüne giden minibüs veya otobüslerle yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonrası Manavgat merkeze ulaşıp buradan şelaleye giden dolmuşlara binebilirsin. Özel araç ile gitmek isteyenler ise Antalya-Alanya kara yolundan tabelaları takip ederek rahatça şelaleye ulaşabilir. Şelale bölgesinde büyük bir otopark da mevcuttur.
Manavgat Şelalesi’ne giriş ücretlidir. 2024 yılı için giriş ücretleri kişi başı yaklaşık 15-20 TL arasında değişmektedir. Özel araçlarla gelen ziyaretçiler için otopark hizmeti de verilir. Bölgede bulunan restoran ve kafeler ayrı işletmeler olduğundan, fiyatlar işletmeye göre değişebilir.
Manavgat Şelalesi, Antalya’nın sıcak yaz günlerinde serinlemek ve doğa aktiviteleri yapmak isteyenler için idealdir. Yaz aylarında ziyaretçi sayısı oldukça artar, bu nedenle sabah erken saatlerde ziyaret etmek daha sakin bir ortam sunar. Ayrıca ilkbahar aylarında, doğanın canlanmasıyla birlikte şelale ve çevresi çok daha canlı ve renkli hale gelir.
Antalya şehir merkezine sadece 16 kilometre uzaklıkta bulunan Perge Antik Kenti, Hitit dönemine uzanan tarihiyle Akdeniz’in en önemli kültürel miraslarından biri olarak karşımıza çıkıyor. İlk olarak Hitit kayıtlarında “Parha” ismiyle anılan kent, özellikle Roma döneminde Anadolu'nun en zengin ve en gelişmiş şehirlerinden biri haline gelmişti.
Hititler, Helenler, Romalılar ve Bizanslılar başta olmak üzere pek çok medeniyetin izlerini taşıyan Perge, tarih boyunca bölgenin en güçlü kültür ve ticaret merkezlerinden biri oldu. Özellikle Roma döneminde şehir, planlı şehircilik anlayışıyla Anadolu'daki örnek şehirlerden biriydi. Kentin düzenli sokakları, sütunlarla süslenmiş uzun caddeleri ve etkileyici mimarisi günümüzde bile ziyaretçilerini hayran bırakıyor.
Perge ayrıca heykeltıraşlık sanatının zirveye ulaştığı bir kent olarak bilinir. Kentte bulunan heykellerin birçoğu, günümüzde Antalya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte olup dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çekmektedir.
Perge Antik Kenti, ziyaretçilere birbirinden güzel tarihi yapılar ve kalıntılar sunar. Kent gezinde görmen gereken en önemli yerler şunlardır:
Antik Tiyatro: M.S. 2. yüzyılda Roma döneminde inşa edilmiş olan tiyatro, yaklaşık 15.000 kişilik devasa kapasitesiyle kentin simge yapılarından biridir. Zengin sahne dekorasyonları ve mimarisiyle görülmeye değer bir yapıdır.
Sütunlu Caddeler: Perge’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, kuzey-güney ve doğu-batı yönünde uzanan sütunlu caddeleridir. Bu caddeler üzerinde gezerken Roma döneminin şehir planlaması ve sosyal yaşamını kolayca hissedebilirsin.
Roma Hamamları: Perge’de bulunan hamamlar, Roma dönemindeki sosyal yaşamın merkeziydi. Soğuk, sıcak ve ılık bölümlere sahip hamam komplekslerini gezerek Roma kültürünün ayrıntılarını keşfedebilirsin.
Agora (Şehir Meydanı): Perge’nin ticari hayatının merkezi olan agora, dükkânları, heykelleri ve mozaikleriyle zengin bir yapı olarak günümüze ulaşmıştır. Burada antik çağın ticaret kültürüne dair detayları görebilirsin.
Anıtsal Çeşmeler (Nymphaeum): Roma mimarisinin zarafetini yansıtan anıtsal çeşmeler, şehir halkının su ihtiyacını karşılayan önemli yapılardı. Kalıntıları bugün bile etkileyiciliğini koruyor.
Antalya şehir merkezinden Perge’ye ulaşım oldukça kolaydır. Kent merkezinden Aksu ilçesine giden toplu taşıma araçlarıyla yaklaşık 20 dakikada Perge’ye ulaşabilirsin. Özel araçla gitmek isteyenler ise Antalya-Alanya yolu üzerinden Perge tabelalarını takip ederek kısa sürede antik kente ulaşabilirler. Kent çevresinde otopark bulunmaktadır.
Perge Antik Kenti’ne giriş ücretlidir. 2024 yılı için giriş ücreti yaklaşık 100 TL civarındadır. MüzeKart sahipleri antik kenti ücretsiz olarak ziyaret edebilir.
Perge Antik Kenti’ni yılın her dönemi ziyaret etmek mümkündür, ancak Antalya'nın sıcak yaz aylarında sabah erken saatlerde veya akşamüstü saatlerinde ziyaret etmen, gezinin daha keyifli olmasını sağlayacaktır. Bahar aylarında ise daha serin ve sakin bir atmosferde kenti keşfedebilirsin.
Antalya gezinde Perge Antik Kenti’ni keşfederek Roma döneminin ihtişamına tanıklık edebilir, eşsiz bir tarih yolculuğu yaşayabilirsin. Bu büyülü kentin atmosferi seni binlerce yıl öncesine götürecek ve unutulmaz anılarla dolu bir gezi yaşatacak!
Antalya tatilinde eşsiz manzaraların tadını çıkarmak istiyorsan, Türkiye’nin en etkileyici teleferik hatlarından biri olan Olympos Teleferik tam sana göre. Antalya merkezine yaklaşık 61 kilometre uzaklıkta bulunan teleferik, ziyaretçilerini deniz seviyesinden 2.365 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı’nın zirvesine kadar unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.
Olympos Teleferik, Olimpos Beydağları Milli Parkı içerisinde yer alıyor. Teleferik, alt istasyondan (726 metre yükseklikte) başlayarak yaklaşık 10 dakika süren bir yolculukla seni Tahtalı Dağı’nın zirvesine, tam 2.365 metre yüksekliğe ulaştırıyor. Yolculuk boyunca Akdeniz’in uçsuz bucaksız mavi suları, yemyeşil çam ormanları ve heybetli kayalıkların eşsiz güzelliğini panoramik olarak seyredebilir, bu nefes kesici manzaraların tadını doyasıya çıkarabilirsin.
Her teleferik kabini, geniş camlarla kaplı olup 360 derece panoramik görüntü sunuyor. Böylece yolculuk sırasında Antalya’nın mavi denizini, yemyeşil vadileri ve Toroslar’ın çarpıcı güzelliklerini net bir şekilde görebilirsin. Her mevsim farklı güzelliklere sahip olan bu manzaralar, özellikle gün doğumu ve gün batımında daha da büyüleyici bir hâl alır.
Zirveye ulaştığında seni unutamayacağın manzaralar bekliyor olacak. Zirvedeki seyir teraslarından Antalya Körfezi’nin, Olympos’un yemyeşil vadilerinin ve Akdeniz'in maviliğinin panoramik manzaralarını seyredebilirsin. Ayrıca zirvede bulunan kafede bir şeyler yiyip içerek, temiz dağ havası eşliğinde manzaranın tadını çıkarabilirsin.
Zirvedeki güneşlenme ve dinlenme alanları, fotoğraf tutkunları için de eşsiz kareler yakalama fırsatı sunar. Ayrıca dağ zirvesinde düzenlenen yamaç paraşütü etkinliklerine katılarak macera dolu anlar yaşayabilirsin.
Olympos Teleferik, Antalya'nın batısında bulunan Kemer ilçesine bağlı Tekirova bölgesinde bulunur. Antalya merkezden Kemer yönüne giden D400 kara yolu takip edilerek yaklaşık bir saatlik araç yolculuğu sonrası teleferik alanına ulaşılabilir. Yol boyunca tabelalar sana rehberlik edecektir.
Toplu taşıma tercih edecek olursan Antalya otogarından Kemer veya Tekirova yönüne hareket eden minibüs veya otobüslere binerek alt teleferik istasyonu yakınında inebilirsin.
Olympos Teleferik, ücretli bir hizmettir ve girişte bilet satın alman gerekir. 2024 yılı itibariyle yetişkinler için gidiş-dönüş bilet fiyatı yaklaşık 500 TL civarındadır. 7-12 yaş arası çocuklara indirimli ücret uygulanırken, 0-6 yaş arası çocuklar için genellikle ücretsizdir. Fiyatlar dönemsel olarak değişebilir, gitmeden önce güncel ücretleri kontrol etmek faydalı olacaktır.
Teleferik, genellikle sabah 09:00'dan akşam 18:00'a kadar açık olup, yaz aylarında çalışma saatleri daha uzun olabilir.
Teleferiği ziyaret etmek için en ideal zamanlar, manzaranın en net görüldüğü ilkbahar ve yaz aylarıdır. Ancak kış aylarında da zirvede kar manzarasını izlemek isteyenler için farklı ve büyüleyici bir deneyim sunar. Teleferik yolculuğundan en iyi keyfi almak için sabah erken veya gün batımına yakın saatlerde gitmek harika olacaktır.
Antalya’da doğa sporları denilince akla ilk gelen yerlerden biri şüphesiz Köprülü Kanyon Milli Parkı’dır. Antalya merkezine yaklaşık 85 kilometre uzaklıkta, Manavgat ilçesi sınırlarında bulunan Köprülü Kanyon, Türkiye’nin en uzun ve etkileyici kanyonlarından biri olarak ziyaretçilerini karşılıyor. Doğanın görkemli güzellikleriyle çevrili Köprülü Kanyon, rafting, kamp, doğa yürüyüşü ve kaya tırmanışı gibi aktivitelerle tüm dünyadan doğaseverleri kendine çekiyor.
1973 yılında milli park ilan edilen Köprülü Kanyon, 366 bin dekar büyüklüğündeki devasa alanıyla adeta bir doğa cennetidir. Toros Dağları’ndan doğan ve kanyondan geçerek Akdeniz’e ulaşan Köprüçay Nehri, bu bölgeye adını veren en önemli doğal güzelliklerden biridir.
Kanyonun uzunluğu yaklaşık 14 kilometre, yüksekliği ise bazı noktalarda 100 metreyi bulur. Bu sarp kaya duvarları ve derin vadiler, etkileyici manzaralar oluşturarak doğa tutkunlarını hayran bırakıyor. Bölge, endemik bitki türleri, yaban hayatı ve doğanın eşsiz görüntüleriyle fotoğrafçılar için de mükemmel bir çekim alanıdır.
Köprülü Kanyon, her türlü macera ve doğa aktivitesi için ideal bir ortam sunar:
Rafting:
Antalya’da rafting denince akla gelen ilk adres Köprülü Kanyon’dur. Köprüçay’ın köpüklü sularında, profesyonel rehberler eşliğinde eğlenceli ve adrenalin dolu rafting turları yapabilir, doğa içinde unutulmaz anlar yaşayabilirsin. 12 kilometrelik rafting parkuru, hem yeni başlayanlar hem de deneyimli macera severler için uygundur.
Doğa Yürüyüşü ve Trekking:
Köprülü Kanyon’un doğa yürüyüşü parkurlarında tertemiz hava eşliğinde yürüyebilir, sarp kayalıklar ve yemyeşil ormanlar arasında huzur dolu bir deneyim yaşayabilirsin. Yol boyunca tarihi köprüler, antik kalıntılar ve manzara noktaları seni bekliyor olacak.
Kaya Tırmanışı:
Kanyonun dik kaya duvarları, kaya tırmanışı tutkunları için mükemmel bir ortam oluşturur. Uzman rehberler eşliğinde bu heyecan verici sporu deneyimleyebilirsin.
Kamp Yapmak:
Köprülü Kanyon’un kamp alanlarında çadırını kurup doğa ile iç içe konaklayabilir, ateş başında yıldızları seyrederek huzur bulabilirsin.
Tarihi Yapıları Keşfetmek:
Kanyon içerisinde Roma döneminden kalma taş kemerli tarihi köprüleri görebilir, Selge Antik Kenti, Oluk Köprü gibi tarihi ve kültürel mirasları ziyaret ederek, zaman içinde yolculuk yapabilirsin.
Antalya şehir merkezinden yaklaşık 1,5 saatlik araç yolculuğuyla kolayca Köprülü Kanyon’a ulaşılabilir. Antalya-Manavgat-Alanya kara yolu üzerinde ilerlerken, Köprülü Kanyon tabelalarını takip ederek milli parka ulaşabilirsin. Özel araçla gitmek istemeyenler Antalya merkez ve Manavgat’tan kalkan minibüslerle de ulaşım sağlayabilir.
Köprülü Kanyon Milli Parkı’na giriş ücretsizdir. Ancak rafting ve diğer aktiviteler ücretlidir. Aktivitelerin fiyatları tercih edilen tur operatörüne göre değişiklik gösterebilir. Bölgede kamp yapacak veya konaklayacaksan tesislere bağlı olarak ek ücretler ödemen gerekebilir.
Köprülü Kanyon’u ziyaret etmek için en ideal dönemler, özellikle bahar ve yaz aylarıdır. Yazın sıcak günlerinde buz gibi suların içinde rafting yaparak serinleyebilir, doğa yürüyüşleri ve kamp aktiviteleri ile doğanın keyfini çıkarabilirsin. Bahar ayları ise kanyonun en güzel ve sakin zamanıdır; yemyeşil doğanın canlanmasıyla eşsiz görüntüler seni karşılar.
Antalya seyahatinde doğanın tadını çıkarmak ve adrenalini doyasıya yaşamak istiyorsan Köprülü Kanyon’u mutlaka ziyaret etmelisin. Burada geçireceğin her an hafızana kazınacak ve unutulmaz bir macera olarak kalacak!
Türkiye’nin ve dünyanın en güzel plajları arasında gösterilen Kaputaş Plajı, Antalya’nın doğal güzelliklerinin simgelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Antalya şehir merkezinden yaklaşık 190 kilometre uzaklıkta, Kaş ile Kalkan arasında bulunan bu büyüleyici plaj, etrafı yüksek kayalıklarla çevrili gizli bir koy içerisinde yer alıyor.
Kaputaş Plajı’nı ziyaret edenleri karşılayan ilk görüntü, sarp kayalıkların arasından açılan turkuaz mavisi suları ve altın sarısı kumlarıdır. Akdeniz’in berrak sularıyla ünlü bu koyun turkuaz renginin sırrı ise denizin tabanında bulunan beyaz taşların ve kaynak suyunun bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan benzersiz tonudur.
Koyun çevresindeki dik kayalıklar, Kaputaş’ı dış dünyadan gizleyerek plaja özel ve doğal bir atmosfer kazandırıyor. Doğal yapısını koruyan plajda herhangi bir büyük yapılaşma bulunmaz, bu da Kaputaş’ın bakir güzelliğini muhafaza etmesini sağlar. Bu nedenle doğayla baş başa kalıp, denizin, güneşin ve sakinliğin tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir destinasyondur.
Kaputaş Plajı, sadece denize girmek ve güneşlenmek için değil, farklı aktivitelerle de keyifli zaman geçirebileceğin bir alan sunar:
Yüzme ve Şnorkelle Dalma:
Plajın kristal berraklığındaki sularında yüzmenin keyfi bir başkadır. Rengarenk balıkları, deniz yıldızlarını ve su altı canlılarını görmek isteyenler için şnorkelle dalış harika bir seçenektir.
Tekne Turları ve Yat Gezileri:
Kaputaş Plajı, güzelliği nedeniyle Antalya’nın gezi tekneleri ve yatlarının uğradığı popüler duraklardan biridir. Antalya, Kaş veya Kalkan’dan kalkan günübirlik tekne turlarına katılarak Kaputaş’ın tadını denizden çıkarabilirsin.
Fotoğraf Çekimi:
Kaputaş, fotoğraf tutkunları için de adeta bir cennettir. Yüksek tepelerden koyun panoramik manzaralarını çekebilir, unutulmaz kareler yakalayabilirsin.
Kaputaş Plajı’na ulaşım oldukça pratiktir. Antalya’dan yaklaşık 2,5 saatlik araç yolculuğu sonrası Kaş-Kalkan yolunu takip ederek plaja varabilirsin. Kaş veya Kalkan’dan hareket eden dolmuşlarla da yaklaşık 10-15 dakikalık bir yolculuk sonrası Kaputaş Plajı’nın girişine ulaşman mümkün. Plaja giden merdivenli patikadan kısa bir yürüyüşle plaja kolayca erişebilirsin.
Antalya’dan tekneyle ulaşmak isteyenler için ise Kaleiçi Yat Limanı’ndan veya Kaş’tan kalkan günübirlik gezi teknelerini tercih edebilirsin.
Kaputaş Plajı’na giriş ücretsizdir. Ancak plajda sınırlı sayıda şemsiye ve şezlong kiralama hizmeti vardır. Yiyecek-içecek ihtiyaçların için plaj girişinde küçük bir büfe bulunur, ama plajın doğallığını koruması için büyük tesislerin olmadığını bilmelisin. Bu nedenle yanına atıştırmalık ve içecek alarak gelmen faydalı olabilir.
Kaputaş Plajı’nın ünü sebebiyle yaz aylarında özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında oldukça kalabalıktır. Daha sakin ve huzurlu bir plaj keyfi yaşamak istiyorsan ilkbahar (Mayıs-Haziran) ve sonbahar (Eylül-Ekim) aylarını tercih edebilirsin. Bu dönemlerde hava sıcaklığı hâlâ yüksektir, deniz ise son derece berrak ve keyiflidir.
Sabah erken saatlerde plajı ziyaret etmek ise hem sakin bir ortamda keyif yapmanı sağlar hem de eşsiz manzaraların tadını doyasıya çıkarmana olanak tanır.
Antalya’da unutulmaz bir deniz ve doğa deneyimi yaşamak istiyorsan, Kaputaş Plajı kesinlikle listenin en başında olması gereken yerlerden biridir. Turkuaz denizi ve doğal güzelliği ile bu büyüleyici plajda geçirdiğin zamanları asla unutamayacaksın!
Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Çıralı köyü yakınlarında bulunan ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçiyi kendine çeken Yanartaş (Chimera), Olimpos Dağı'nın "hiç sönmeyen ateşi" olarak biliniyor. Kemer ilçesinin güneydoğusunda, yemyeşil ormanlarla çevrili kayalık tepelerde yer alan Yanartaş, tam anlamıyla doğanın büyüleyici bir mucizesidir.
Yaklaşık 2500 yıldır kesintisiz şekilde yanan bu doğa harikası, kayaların arasından sızan doğal gazın hava ile buluşması sonucu oluşan alevlerle dikkat çekiyor. Antik çağlardan beri efsanelere konu olan Yanartaş, antik dönemde gemicilere yol gösterdiğine inanılan, asla sönmeyen mistik bir ateş olarak da bilinir.
Yanartaş’ın doğal alevleri gece-gündüz yanmaya devam eder. Özellikle gün batımından sonra ziyaret ettiğinde, taşların arasından yükselen bu alevlerin dans edişi, mistik ve unutulmaz bir atmosfer yaratır. Gündüz ise bölgeyi çevreleyen eşsiz doğa manzaralarıyla birleşen alevler, fotoğraf tutkunları için harika kareler yakalama imkânı sunar.
Yanartaş’a ulaşmak için doğanın içinde yaklaşık 1 kilometrelik bir yürüyüş yapman gerekir. Bu yürüyüş yolu, yemyeşil çam ormanlarının içinden geçer ve yol boyunca sana muhteşem doğa manzaraları eşlik eder.
Bölge aynı zamanda Likya Yolu yürüyüş rotasının bir parçasıdır ve Çıralı, Olimpos ve Adrasan gibi popüler tatil beldelerine çok yakın konumda yer alması sebebiyle doğa yürüyüşleri için ideal bir noktadır.
Doğa Yürüyüşü: Likya Yolu’nun önemli duraklarından biri olan Yanartaş’a yürüyüş yaparak ulaşabilir, yol boyunca doğanın eşsiz güzelliklerini keşfedebilirsin.
Gece Manzarası: Yanartaş özellikle geceleri çok etkileyicidir. Ateşin büyüleyici ışığını izleyebilir, yıldızların altında unutulmaz anlar yaşayabilirsin.
Fotoğraf Çekimi: Özellikle akşamları Yanartaş’ın büyüleyici atmosferinde fotoğraf çekebilir, Antalya tatilinden eşsiz karelerle dönebilirsin.
Yakındaki Tatil Beldelerini Keşfetmek: Yanartaş’a oldukça yakın olan Çıralı, Olimpos ve Adrasan gibi turistik beldeleri ziyaret ederek Akdeniz’in tertemiz koylarında yüzebilir, kamp veya bungalovlarda konaklayabilirsin.
Yanartaş, Antalya merkeze yaklaşık 80 kilometre mesafede, Kemer’in güneydoğusunda Çıralı köyü yakınında bulunuyor. Antalya’dan Kumluca yönüne giden D400 kara yolu üzerinden Çıralı sapağına girerek ulaşım sağlanır. Çıralı merkezden Yanartaş girişine ulaşmak için araçla veya yaklaşık 3 kilometrelik doğa yürüyüşü yaparak ulaşabilirsin.
Toplu taşıma kullanmak istersen Antalya’dan kalkan Kumluca, Olimpos veya Adrasan minibüsleriyle Çıralı kavşağına gelebilir, buradan dolmuş ya da taksi ile Yanartaş’ın giriş noktasına ulaşabilirsin.
Yanartaş’a giriş ücretlidir. 2024 yılı için kişi başı giriş ücreti yaklaşık 20 TL civarındadır. MüzeKart burada geçerli değildir. Yanartaş, her gün ziyaret edilebilir ve gece-gündüz ziyarete açıktır. Özellikle akşam saatlerinde gitmen tavsiye edilir; çünkü ateşler karanlıkta çok daha etkileyici görünür.
Yanartaş’ı ziyaret etmek için ilkbahar, yaz ve sonbahar ayları idealdir. Özellikle yaz aylarında sıcaklığın düştüğü akşam saatlerinde burayı ziyaret etmek çok keyiflidir. Doğa yürüyüşü sevenler için bahar ayları da harika bir tercihtir.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğa ile tarihin mistik buluşmasını deneyimleyebileceğin Yanartaş (Chimera), senin için unutulmaz bir deneyim olacak ve tatil anılarına farklı bir boyut kazandıracak!
Antalya’nın kalbinde, Akdeniz’in ünlü falezleri üzerinde, eşsiz bir doğa manzarasıyla konumlanmış olan Karaalioğlu Parkı, yaklaşık 140.000 metrekarelik devasa yeşil alanıyla Türkiye'nin en büyük şehir parklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. 1940’lı yıllarda inşa edilen park, aynı zamanda Türkiye’nin en eski şehir parklarından biri olma özelliğine sahip.
Antalya’nın şehir hayatının tam ortasında yemyeşil bir vaha gibi uzanan Karaalioğlu Parkı, falezlerin üzerine kurulmuş ve ziyaretçilere Akdeniz’in sonsuz maviliğiyle Bey Dağları’nın büyüleyici silüetini bir arada sunuyor. Doğu-batı yönünde denize paralel ilerleyen geniş yürüyüş yolları boyunca, manzaranın tadını çıkarabileceğin çok sayıda seyir terası, kafeler, çay bahçeleri ve dinlenme alanları bulunuyor.
Karaalioğlu Parkı, Antalya’nın merkezindeki en önemli rekreasyon alanlarından biridir. Akdeniz kıyılarının meşhur falezlerinin tam üzerinde yer alan parkta, yürüyüş yaparken bir yandan Akdeniz'in uçsuz bucaksız manzarasını seyreder, diğer yandan ise Toroslar’ın ihtişamını gözlemleyebilirsin. Park içindeki seyir terasları, Antalya'nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nin panoramik manzarasını en güzel açıdan görebileceğin noktalardır.
Parkın içerisinde, Akdeniz’e özgü bitkilerin yanı sıra rengârenk çiçeklerle süslenmiş peyzajlı bahçeler bulunur. Antalya’nın iklimine ve doğasına ait pek çok bitki çeşidini keşfedebilir, yıl boyunca farklı renklerle süslenmiş bahçelerin keyfini çıkarabilirsin. Ayrıca, park içerisinde yer alan küçük göletler ve su fıskiyeleri de doğa yürüyüşlerine eşlik ederek huzurlu bir atmosfer yaratır.
Yürüyüş ve Koşu:
Park içerisinde denize paralel yürüyüş ve koşu yollarında spor yapabilir, temiz havada sağlıklı bir yaşamın tadını çıkarabilirsin.
Manzara Seyri ve Fotoğraf Çekimi:
Parktaki seyir terasları özellikle gün batımı sırasında unutulmaz manzaralar sunar. Burada harika kareler yakalayabilir, Antalya’nın eşsiz güzelliklerini fotoğraflayabilirsin.
Dinlenme ve Piknik:
Parkta bulunan geniş çim alanlarda ailen veya sevdiklerinle birlikte piknik yapabilir, çay bahçelerinde ve kafelerde oturarak Akdeniz manzarası eşliğinde keyifli vakit geçirebilirsin.
Kültürel Etkinlikler:
Yıl boyunca park içerisinde açık hava konserleri, sergiler ve çeşitli etkinlikler düzenlenir. Antalya ziyaretinde parkta gerçekleşen bu kültürel etkinliklere katılarak tatiline renk katabilirsin.
Karaalioğlu Parkı, Antalya'nın merkez ilçesi Muratpaşa’da, Kaleiçi bölgesinin hemen güneyinde konumlanıyor. Antalya şehir merkezinden yürüyerek ulaşabileceğin gibi, toplu taşıma araçlarıyla da kolaylıkla ulaşım sağlayabilirsin. Şehrin her noktasından parkın yakınlarına ulaşan tramvay veya belediye otobüslerini tercih edebilirsin.
Karaalioğlu Parkı’na giriş tamamen ücretsizdir. Antalya’nın kalbinde bulunan bu büyük şehir parkını günün her saati serbestçe ziyaret edebilirsin. Park içindeki kafe ve restoranlar ücretlidir ve fiyatları işletmelere göre değişiklik gösterir.
Parkı ziyaret etmek için en ideal zamanlar ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Ancak Antalya’nın sıcak yaz günlerinde, özellikle sabah ve akşam saatlerinde park, serinlemek ve dinlenmek için idealdir. Park içindeki etkinliklerden faydalanmak istiyorsan etkinlik takvimini önceden kontrol edebilirsin.
Karaalioğlu Parkı, Antalya’da gezilecek yerler listesinin olmazsa olmazlarından biri olarak, eşsiz manzarası ve sunduğu etkinliklerle her ziyaretçiye unutulmaz anılar yaşatıyor. Eğer sen de huzur dolu bir gün geçirmek ve Akdeniz’in muhteşem güzelliklerine şahit olmak istersen, burayı Antalya’da görülecek yerler listenin en üst sıralarına eklemelisin.
Sandland Antalya Kum Heykel Müzesi, Antalya’nın dünyaca ünlü Lara Plajı’nda yer alan ve şehrin en ilginç turistik cazibe noktalarından biridir. Her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan bu benzersiz açık hava müzesi, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekli kum heykel sanatçılarının yarattığı muhteşem eserlerle adeta bir sanat galerisine dönüşüyor.
Yaklaşık 10.000 m² gibi geniş bir alana yayılan Sandland, dünyanın en büyük kum heykel sergi alanlarından biridir. Her yıl farklı bir tema üzerine kurulan müzede yüzlerce dev boyutta kum heykel sergileniyor. Heykeller, dünyadan ünlü film karakterlerinden mitolojik kahramanlara, tarihî yapıların replikalarından masalsı figürlere kadar farklı konseptlerde ziyaretçilerini bekliyor.
Sandland’ı diğer kum heykel sergilerinden ayıran en önemli özellik, müzenin yılın 12 ayı boyunca ziyaret edilebilir olmasıdır. Özel bir teknikle hazırlanan kum heykeller, yağmur ve rüzgâra karşı dayanıklı olduğundan yaz-kış her mevsim ziyaretçilerine benzersiz bir sanat deneyimi sunuyor.
Sandland ziyaretinde sadece sergilenen eserleri görmekle kalmaz, aynı zamanda heykellerin yapım aşamalarını da canlı olarak izleyebilirsin. Her biri ortalama üç hafta süren yapım sürecinde, dünyanın farklı noktalarından gelen yetenekli sanatçıların nehir kumunu nasıl birer şahesere dönüştürdüğüne şahit olmak büyüleyici bir deneyim.
Ayrıca müze içinde yer alan gece ışıklandırmaları sayesinde, kumdan heykellerin etkileyici görüntüsünü gün batımından sonra da görebilir, eşsiz fotoğraflar çekebilirsin.
Kum Heykel Atölyeleri:
Kum heykel yapımına meraklıysan müze alanında düzenlenen workshop ve atölyelere katılarak kendi kum heykelini yapabilirsin.
Fotoğraf Çekimi:
Sandland, özellikle gün batımında ve gece ışıklandırmalarıyla muhteşem fotoğraf kareleri yakalayabileceğin bir ortam sunuyor.
Yürüyüş ve Dinlenme:
Lara Plajı’nın hemen yanında bulunan müzeyi gezdikten sonra plajda yürüyüş yapabilir, denizin tadını çıkarabilir ya da çevredeki kafelerde dinlenebilirsin.
Sandland Antalya Kum Heykel Müzesi, Antalya şehir merkezine yaklaşık 12 kilometre mesafede bulunan Lara bölgesinde yer alıyor. Şehir merkezinden Lara yönüne giden belediye otobüsleri ve minibüslerle yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk sonrası müzeye kolayca ulaşabilirsin. Özel araçla gitmek isteyenler için de müze çevresinde otopark alanları bulunuyor.
Sandland Antalya Kum Heykel Müzesi’ne giriş ücretlidir. 2024 yılı için giriş ücreti yaklaşık olarak kişi başı 100 TL civarındadır. Öğrenci ve çocuklar için indirimli giriş seçenekleri vardır. Müze yıl boyunca her gün ziyarete açıktır ve yaz aylarında sabah saatlerinden gece geç saatlere kadar gezilebilir.
Sandland Antalya Kum Heykel Müzesi’ni ziyaret etmek için her mevsim uygundur. Ancak Antalya’nın sıcak yaz aylarında müzeyi akşam saatlerinde ziyaret etmek, daha serin ve keyifli bir gezi yapmanı sağlar. Ayrıca gece ışıklandırmalarıyla birlikte heykellerin çok daha etkileyici bir görünüme kavuştuğunu unutma.
Antalya tatilinde farklı ve unutulmaz bir deneyim yaşamak istiyorsan, Antalya turistik yerler arasında ayrı bir yere sahip olan Sandland Antalya Kum Heykel Müzesi’ni mutlaka ziyaret etmelisin. Benzersiz kum heykellerin arasında gezerken hem sanata hem de yaratıcılığa doyacaksın. Bu eşsiz müze, Antalya merkez gezilecek yerler listenin de vazgeçilmez duraklarından biri olacak!
Konyaaltı Plajı’na sadece 5 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Antalya Aquarium, dünyanın en büyük akvaryum komplekslerinden biri olarak her yıl binlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. 40 farklı tematik akvaryum ve dünyanın en büyük tünel akvaryumlarından biri olan 131 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğindeki dev akvaryum tüneli ile ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Antalya tatilinde Antalya’da görülecek yerler arasında mutlaka ziyaret edilmesi gereken bu akvaryum, su altının büyüleyici dünyasını keşfetmek isteyenler için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Antalya Aquarium, yalnızca balıkların sergilendiği bir alan olmanın ötesinde, ziyaretçilerine eğlence, keşif ve macera dolu bir deneyim yaşatıyor. Burada görebileceğin ve deneyimleyebileceğin birçok farklı alan bulunuyor:
Antalya Aquarium’un içerisinde yer alan 40 farklı tematik akvaryum, dünyanın dört bir yanından gelen deniz canlılarını barındırıyor. Renkli mercan resiflerinden Amazon Nehri’nin tehlikeli sularına, Pasifik’in egzotik derinliklerinden Afrika göllerine kadar uzanan geniş bir su altı dünyasını burada keşfedebilirsin. Pirana, köpekbalıkları, zehirli vatozlar, deniz kaplumbağaları ve daha birçok ilginç türü yakından görme fırsatın olacak.
Akvaryumun en dikkat çekici alanlarından biri olan 131 metre uzunluğundaki dev tünel akvaryum, su altı dünyasının tam kalbinde hissetmeni sağlıyor. Tünelin her iki yanında ve üst kısmında yüzlerce farklı türden deniz canlısını gözlemleyebilir, köpekbalıklarının, vatozların ve dev balıkların büyüleyici dansına tanıklık edebilirsin.
Deniz canlılarından daha fazlasını görmek isteyenler için Wild Park, dünyanın en tehlikeli ve egzotik hayvanlarının sergilendiği özel bir alan. Burada zehirli yılanlar, dev tarantulalar, bukalemunlar, tropik kurbağalar ve daha birçok sürüngen ve böcek türü seni bekliyor.
Antalya’nın sıcak atmosferinden bir anlığına uzaklaşıp gerçek bir kış deneyimi yaşamak ister misin? Snow World (Kar Dünyası) ve Ice Museum (Buz Müzesi) içerisinde kardan evler, iglolar ve karla kaplı eğlence alanları seni bekliyor. Burada kar topu oynayabilir, kızakla kayabilir ve -5 dereceyi bulan sıcaklıkta buz heykellerin arasında yürüyebilirsin.
Antalya Aquarium’un sunduğu bir diğer benzersiz deneyim ise Oceanride XD Sinema. Burada özel gözlükler ve hareketli koltuklarla su altı dünyasında sanal bir yolculuğa çıkabilirsin. Gerçekçi görseller ve etkileyici ses efektleri sayesinde okyanusların derinliklerinde unutulmaz bir macera yaşayabilirsin.
Akvaryum gezisi sırasında dinlenmek ve bir şeyler atıştırmak isteyenler için tesiste restoranlar, kafeler ve dondurmacılar bulunuyor. Ayrıca hediyelik eşya dükkânlarından akvaryum temalı özel ürünler satın alabilir, bu eşsiz deneyimi hatıralarla taçlandırabilirsin.
Antalya Aquarium, şehir merkezine oldukça yakın bir konumda yer alıyor ve ulaşım açısından oldukça rahat bir noktada bulunuyor.
Antalya Aquarium, yıl boyunca her gün ziyaretçilere açık. Güncel giriş ücretleri ve bilet seçenekleri dönemsel olarak değişiklik gösterebilir. 2024 yılı itibarıyla ortalama giriş ücretleri şu şekildedir:
Ek olarak Snow World & Ice Museum, Wild Park ve Oceanride XD Cinema gibi ekstra deneyimler için ayrı biletler alman gerekebilir. Kombine bilet seçenekleri ise daha avantajlı olabilir.
Antalya Aquarium’u her mevsim ziyaret edebilirsin. Özellikle yaz aylarında Antalya’nın sıcak havasından kaçıp serin bir ortamda keşif yapmak isteyenler için mükemmel bir alternatif. Sabah erken saatlerde veya akşamüstü daha sakin bir ortamda gezmek için ideal zamanlar olabilir.
Antalya merkezinde, Karaalioğlu Parkı’nın güney köşesinde ve Kaleiçi Yat Limanı’na hakim bir noktada yer alan Hıdırlık Kulesi, şehrin en önemli tarihi yapılarından biri. M.Ö. 2. yüzyıla kadar uzanan geçmişiyle Roma döneminden günümüze kadar ulaşan bu etkileyici yapı, hem tarih meraklıları hem de manzara severler için kaçırılmayacak bir durak.
Hıdırlık Kulesi, alt kısmı kare, üst kısmı ise silindir biçiminde inşa edilmiş, 14 metre yüksekliğinde bir Roma dönemi eseridir. Yapının Roma İmparatoru Hadrianus için yaptırıldığı düşünülse de, zaman içinde farklı amaçlarla kullanılmıştır. Antik çağlarda deniz feneri ve gözetleme kulesi olarak hizmet veren kule, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de önemli bir yapı olarak varlığını sürdürmüştür.
Bugün bile doğal yapısını büyük ölçüde koruyan kule, ziyaretçilerine Antalya’nın en güzel panoramik manzaralarından birini sunuyor. Kulenin içindeki taş merdivenleri kullanarak zirveye çıkabilir ve Kaleiçi, Yat Limanı ve Akdeniz’in muhteşem manzarasını izleyebilirsin.
Hıdırlık Kulesi sadece tarihi dokusuyla değil, aynı zamanda sunduğu eşsiz manzaralar ve çevresindeki sosyal alanlarla da dikkat çekiyor.
Hıdırlık Kulesi, Antalya şehir merkezinde yer aldığı için ulaşımı oldukça kolaydır.
Hıdırlık Kulesi yılın her döneminde ziyaret edilebilir. Özellikle bahar ve yaz aylarında daha keyifli bir gezi sunar. Gün batımı saatlerinde kuleye çıkarsan, Akdeniz’in kızıllığa bürünen manzarasını izleyerek unutulmaz bir an yaşayabilirsin.
Türkiye’nin en büyük doğal mağaralarından biri olan Karain Mağarası, Antalya şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta, Antalya-Burdur yolu üzerinde yer alıyor. Milyonlarca yıl önce doğal yollarla oluşmuş bu mağara, tarih öncesi dönemlerden itibaren insanlar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmış. Yapılan kazılarda ilk çağlara ait kişisel eşyalar, mağara resimleri ve insan yaşamına dair önemli kalıntılar keşfedilmiş.
Karain Mağarası, doğa ve tarih meraklıları için eşsiz bir keşif noktası sunuyor.
Karain Mağarası’na ulaşım oldukça kolaydır.
Serik ilçesinde yer alan Aspendos Antik Kenti, Roma döneminden günümüze kadar ulaşan en görkemli yapılarından birine ev sahipliği yapıyor. Aspendos Antik Tiyatrosu, antik çağın en büyük tiyatrolarından biri olup, etkileyici mimarisi ve görkemli yapısıyla ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. M.Ö. 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen bu dev tiyatro, dünyanın en iyi korunan antik tiyatrolarından biri olarak kabul ediliyor ve klasik Roma mimari özelliklerini gözler önüne seriyor.
Aspendos Antik Tiyatrosu, 20.000 kişilik kapasitesiyle dönemin en büyük açık hava gösteri alanlarından biri olmuştur. Tiyatronun sahip olduğu mimari detaylar, Roma mühendisliğinin ne kadar ileri seviyede olduğunu gösteriyor.
Aspendos Antik Tiyatrosu, sadece tarihî bir yapı olmanın ötesinde, günümüzde de sanatsal ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği önemli bir mekân olmaya devam ediyor. Burada yapabileceğin bazı aktiviteler şunlardır:
Aspendos Antik Kenti, Antalya şehir merkezine yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta bulunuyor ve ulaşım oldukça kolaydır.
Antalya’da gezilecek yerler arasında Aspendos Antik Tiyatrosu, hem kültürel hem de sanatsal yönüyle özel bir yere sahip. Eşsiz akustiği, görkemli mimarisi ve tarihi önemi ile ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Eğer Antalya’da tarihi bir gezi yapmak ve Roma dönemine dair izleri yakından görmek istiyorsan, Aspendos Antik Tiyatrosu mutlaka rotana eklemen gereken yerlerden biri olacak.
Antalya’nın en popüler turistik ilçesi Alanya’nın simgesi olan Alanya Kalesi, deniz seviyesinden 250 metre yükseklikte bir yarımadanın zirvesine inşa edilmiş, görkemli bir yapı olarak tüm ihtişamıyla yükseliyor. 10 hektarlık geniş bir alanı kaplayan kale, 6,5 kilometre uzunluğundaki surlarıyla etkileyici bir manzara sunuyor. 13. yüzyılda Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından inşa ettirilen kale, Akdeniz’e hâkim konumuyla denizden gelebilecek saldırılara karşı güçlü bir savunma noktası olarak kullanılmış. Tarih boyunca Bizans, Osmanlı ve korsanların hâkimiyetinde kalmış olan bu kale, günümüzde yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği noktalardan biri.
Alanya Kalesi, tarih boyunca farklı medeniyetlerin etkisiyle gelişerek günümüze ulaşmış, eşsiz bir mimari mirasa sahip. 83 kulesi, 140 burcu ve kilometrelerce uzanan surları ile hala ayakta duran kale, bir açık hava müzesi niteliğinde. Kalede Osmanlı dönemine ait yapılar, Selçuklu saray kompleksi, Tophane, Süleymaniye Camii, bedestenler ve geleneksel Osmanlı evleri bulunuyor.
Kale içinde dolaşırken Selçuklu döneminin izlerini taşıyan taş işçiliğiyle yapılmış kapılar, sarnıçlar ve sur duvarlarını inceleyebilir, kalenin en yüksek noktalarından Alanya’nın eşsiz manzarasını seyredebilirsin. Kale çevresindeki surlar, Akdeniz’in uçsuz bucaksız maviliğiyle birleşerek kartpostallık görüntüler sunuyor.
Alanya Kalesi, tarihi atmosferi ve büyüleyici manzarasıyla ziyaretçilerine unutulmaz deneyimler sunuyor.
Alanya Kalesi’ne ulaşım oldukça kolaydır.
Alanya Kalesi’nin belirli bölümleri ücretsiz gezilebilmektedir, ancak bazı tarihi alanlara giriş ücretlidir. 2024 yılı itibarıyla giriş ücreti yaklaşık 100-150 TL arasında değişmektedir. Kale, yaz aylarında sabah saatlerinden akşam geç saatlere kadar ziyaret edilebilir.
Alanya Kalesi, tarihi dokusu, muhteşem manzarası ve çevresindeki turistik cazibe merkezleri ile Antalya’da gezilecek yerler arasında en özel noktalardan biri olarak kabul ediliyor. Eğer tarihi bir yolculuğa çıkmak ve Akdeniz’in nefes kesen manzarasını izlemek istersen, bu büyüleyici kaleyi keşfetmek için rotanı Alanya’ya çevirmelisin.
Alanya’nın en ünlü doğal güzelliklerinden biri olan Damlataş Mağarası, Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olarak biliniyor. Alanya Kalesi’nin batı bölümünde, Akdeniz’in sevilen plajlarından biri olan Damlataş Plajı’nın hemen arkasında yer alan bu etkileyici mağara, yıl boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.
Mağara, 1948 yılında liman inşaatı sırasında tesadüfen keşfedilmiş ve o günden bu yana büyük ilgi görmeye devam ediyor. 15.000 yılda oluşmuş sarkıtlar, dikitler ve büyüleyici sütunlarla süslenen mağaranın içi, doğanın sanat eseri niteliğinde bir görsellik sunuyor.
Mağaranın iç bölümlerine 50 metre uzunluğundaki bir geçit ile ulaşılıyor. İyi bir şekilde aydınlatılan yürüyüş yolları sayesinde mağaranın her köşesi rahatlıkla keşfedilebiliyor. Yüksek nem oranı, sabit sıcaklık ve oksijen seviyesi nedeniyle özellikle astım hastaları için şifa kaynağı olduğu düşünülüyor. Her yıl binlerce astım hastası, 21 gün boyunca günde dört saat mağarada vakit geçirerek solunum rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılan bu ortamdan faydalanıyor.
Damlataş Mağarası, hem doğa hem de sağlık turizmi açısından Alanya’nın en önemli noktalarından biri olarak öne çıkıyor.
Damlataş Mağarası, Alanya şehir merkezine oldukça yakın bir konumda yer alıyor ve ulaşımı oldukça kolay.
Damlataş Mağarası yıl boyunca ziyarete açık olup belirli saatlerde giriş yapılabiliyor. 2024 yılı itibarıyla mağaraya giriş ücreti yaklaşık 50-100 TL arasında değişiyor. Öğrenciler ve çocuklar için indirimli bilet seçenekleri de mevcut.
Antalya’da gezilecek yerler arasında hem doğa hem de sağlık turizmi açısından önemli bir yere sahip olan Damlataş Mağarası, ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunuyor. Alanya’nın en turistik noktalarından biri olan bu mağara, hem doğal güzellikleri hem de sağlığa faydalı atmosferi ile keşfedilmeyi bekliyor. Mağara turunun ardından Damlataş Plajı’nda denizin tadını çıkarabilir, Alanya’nın eşsiz doğasını ve tarihi güzelliklerini keşfetmeye devam edebilirsin.
Antalya’nın merkezinde yer alan ve kolayca ulaşılabilen Konyaaltı Plajı, Konyaaltı varyantları ile Antalya Limanı arasında uzanan 7 kilometrelik büyüleyici bir sahil şeridine sahip. İnce çakıllı ve yaklaşık 3 metre genişliğinde bir kıyı şeridi bulunan mavi bayraklı plaj, hem şehir merkezine yakınlığı hem de sunduğu olanaklarla yıl boyunca turistlerin ve yerli halkın en çok tercih ettiği plajlardan biri olarak öne çıkıyor.
Konyaaltı Plajı, ziyaretçilerine sadece deniz ve güneş keyfi değil, aynı zamanda pek çok aktivite imkânı sunuyor.
Konyaaltı Plajı, sıcak suyu sevenler için oldukça ideal bir sahil olmasına rağmen, çabuk derinleşen yapısı nedeniyle çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için dikkat edilmesi gereken bir plaj olarak biliniyor. Denizin sığ kısımlarında vakit geçirmek isteyenler için kıyıdan biraz uzaklaşmadan yüzmek daha güvenli olabilir.
Antalya şehir merkezine yakın konumda olması sayesinde plaja ulaşım oldukça kolaydır.
Antalya’da gezilecek yerler arasında hem doğası hem de eğlence seçenekleri ile dikkat çeken Konyaaltı Plajı, yılın her dönemi ziyaret edilebilecek bir sahil olarak öne çıkıyor. Eğer Antalya’da şehir merkezine yakın, hem dinlenip hem de çeşitli aktiviteler yapabileceğin bir plaj arıyorsan, Konyaaltı Plajı mutlaka rotanda yer almalı.
Efsaneye göre Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın denize girdiği yer olarak bilinen Kleopatra Plajı, yalnızca Alanya’nın değil, Antalya’nın da en gözde ve en önemli plajlarından biri olarak her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Sahip olduğu eşsiz doğal güzellikleri ve tarihi efsaneleriyle ünlü olan plaj, berrak turkuaz denizi ve altın sarısı ince kumlarıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir deniz keyfi sunuyor.
Yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki sahil şeridiyle geniş bir alana yayılan Kleopatra Plajı, doğal güzelliğiyle olduğu kadar konforlu hizmetleriyle de öne çıkıyor.
Kleopatra Plajı, Alanya şehir merkezine oldukça yakın bir konumda yer aldığı için ulaşım oldukça kolaydır.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğal güzelliği, tarihi efsaneleri ve benzersiz denizi ile öne çıkan Kleopatra Plajı, tatiline renk katacak en özel noktalardan biri. Eğer Alanya’da masmavi bir denizde yüzmek, altın sarısı kumlarda güneşlenmek ve eşsiz bir atmosferde vakit geçirmek istersen, Kleopatra Plajı tam sana göre bir rota olacak.
Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırları içinde yer alan Tazı Kanyonu, 200 ila 400 metre yüksekliğiyle uçurumları ve yemyeşil doğasıyla Antalya’nın mutlaka keşfedilmesi gereken doğal güzelliklerinden biri. Son yıllarda sosyal medyada popüler hale gelen kanyon, muhteşem manzarasıyla doğa severlerin ve fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmez duraklarından biri haline geldi.
Doğal süreçlerle milyonlarca yılda oluşan Tazı Kanyonu, geçmişte Bilgelik Vadisi olarak biliniyordu. Antik çağlardan beri etkileyici doğası ve zorlu coğrafyasıyla bilinen bu bölge, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Kanyon, sadece doğal güzelliğiyle değil, aynı zamanda Köprülü Kanyon ve Selge Antik Kenti’yle birlikte keşfedilebilecek tarihi ve kültürel bir mirasa da sahip.
Tazı Kanyonu, ziyaretçilerine eşsiz bir doğa deneyimi sunarak birçok farklı aktiviteye olanak tanıyor.
Tazı Kanyonu, Antalya şehir merkezine yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunuyor ve ulaşım için farklı seçenekler mevcut.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğa severler için vazgeçilmez bir destinasyon olan Tazı Kanyonu, hem macera hem de huzur arayan gezginler için eşsiz bir deneyim sunuyor. Eğer Antalya tatilinde şehirden uzaklaşarak doğayla baş başa kalmak ve nefes kesici manzaralara tanıklık etmek istiyorsan, Tazı Kanyonu’nu mutlaka ziyaret etmelisin.
Antalya'nın tarihi kent bölgesi Kaleiçi’ni çevreleyen surların en önemli girişlerinden biri olan Hadrianus Kapısı, şehrin tam merkezinde yer alıyor. Halk arasında Mermer Kapı olarak da bilinen bu görkemli yapı, M.S. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya ziyareti onuruna inşa edilmiştir.
Korint tarzındaki devasa mermer sütunları ve zarif kemerleriyle dikkat çeken Hadrianus Kapısı, Roma dönemi mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Yapının üç büyük kemerli geçişi, hem işlevsel hem de estetik açıdan oldukça etkileyicidir. Kapının iç kısımlarında, zamanla aşınmış olmasına rağmen orijinal Roma dönemine ait kabartmalar ve işlemeler hala görülebilmektedir.
Hadrianus Kapısı, sadece tarihi bir yapı olmanın ötesinde, Antalya’nın simgelerinden biri olarak şehrin kültürel ve turistik hareketliliğinin tam merkezinde yer alıyor.
Hadrianus Kapısı, Antalya’nın en merkezi noktalarından biri olan Atatürk Caddesi üzerinde yer aldığı için ulaşımı oldukça kolaydır.
Antalya’da gezilecek yerler arasında tarihi atmosferiyle öne çıkan Hadrianus Kapısı, hem yerli hem de yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri. Şehrin kalbinde yer alan bu antik kapıdan geçerek Kaleiçi’ne adım atabilir, tarihin içinde bir yolculuğa çıkabilirsin. Eğer Antalya’nın kültürel mirasını keşfetmek ve Roma döneminden günümüze uzanan bu büyüleyici yapıyı görmek istiyorsan, Hadrianus Kapısı mutlaka ziyaret etmen gereken yerlerden biri olacak.
Antalya-Kemer yolu üzerindeki küçük bir tatil beldesi olan Göynük’te yer alan Göynük Kanyonu, doğaseverler ve macera tutkunları için vazgeçilmez rotalardan biri. Antalya şehir merkezine yaklaşık 36 kilometre uzaklıkta bulunan bu doğal harika, 4,5 kilometre uzunluğuyla doğa yürüyüşleri, trekking, kaya tırmanışı ve kampçılık gibi aktiviteler için en çok tercih edilen bölgelerden biri haline gelmiş durumda.
Göynük Kanyonu, sunduğu farklı aktivitelerle her yaştan ziyaretçiye hitap eden bir doğa harikası. Burada doğayla iç içe vakit geçirebileceğin ve adrenalin dolu anlar yaşayabileceğin birçok seçenek bulunuyor.
Göynük Kanyonu, Antalya’nın en kolay ulaşılabilir doğal güzelliklerinden biri.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğa sporları ve macera tutkunları için en iyi alternatiflerden biri olan Göynük Kanyonu, ziyaretçilerine hem dinlendirici hem de heyecan dolu anlar yaşatıyor. Eğer doğanın içinde yürüyüş yapmayı, serin sularda yüzmeyi ve farklı macera aktivitelerini denemeyi seviyorsan, Göynük Kanyonu mutlaka keşfetmen gereken yerlerden biri.
Antalya’nın dünyaca ünlü plajlarından biri olan Patara Plajı, 18 kilometre uzunluğundaki beyaz kumlu sahiliyle dünyanın en güzel plajları arasında gösteriliyor. Hem doğası hem de tarihi dokusuyla benzersiz bir atmosfere sahip olan bu plaj, masmavi denizi ve uçsuz bucaksız kumullarıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Uluslararası turizm dergilerine kapak olan Patara Plajı, yalnızca doğal güzelliği ile değil, aynı zamanda Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olmasıyla da büyük bir öneme sahip. Bu nedenle plaj, 1. derece sit alanı olarak korunuyor ve yapılaşmaya izin verilmiyor. Doğal ekosistemi bozulmadan günümüze kadar ulaşan nadir plajlardan biri olan Patara, özellikle doğa severler ve çevre dostu turizm arayanlar için ideal bir destinasyon.
Plajın hemen arkasında yer alan Patara Antik Kenti, ziyaretçilere yalnızca deniz keyfi değil, aynı zamanda tarihi bir keşif yapma fırsatı sunuyor. Antik kentin içinde yürüyüş yaparak Roma tiyatrosu, meclis binası ve Likya kalıntılarını görebilirsin.
Patara Plajı, Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı ve şehir merkezine yaklaşık 220 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğal güzelliği, tarihi dokusu ve korunmuş ekosistemiyle benzersiz bir konumda bulunan Patara Plajı, huzurlu bir tatil arayanlar için ideal bir seçenek. Eğer göz alabildiğine uzanan beyaz kumların ve turkuaz denizin keyfini çıkarmak, aynı zamanda tarihi bir keşif yapmak istersen, Patara Plajı mutlaka ziyaret etmen gereken yerlerden biri olacak.
Kaş ile Ölüdeniz arasında yer alan Patara, hem dünyaca ünlü plajı hem de tarihi mirasıyla ziyaretçilerini büyüleyen benzersiz bir destinasyon. Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olarak koruma altına alınmış olan Patara, aynı zamanda Likya Uygarlığı’nın en büyük ve en önemli şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kaş ve Fethiye arasında yer alan Xanthos Vadisi üzerinde konumlanan Patara, tarih boyunca Akdeniz ticaretinde kilit bir rol oynamış büyük bir liman kentiydi. Günümüzde iyi korunmuş antik kalıntılarıyla tarih ve arkeoloji meraklılarını kendine çeken bu kent, Roma ve Likya dönemlerinden izler taşıyan yapılarıyla oldukça etkileyici bir atmosfere sahip.
Patara Antik Kenti, günümüze kadar ulaşan yapıları ve tarihi kalıntılarıyla ziyaretçilerine büyüleyici bir keşif sunuyor. Burada görebileceğin önemli yapılar arasında şunlar bulunuyor:
Antik kenti gezdikten sonra, bembeyaz kumları ve masmavi deniziyle ünlü Patara Plajı’nda mola verebilir, tertemiz sularda serinleyerek yorgunluğunu atabilirsin. 18 kilometrelik uzunluğu ile Türkiye’nin en uzun plajlarından biri olan bu sahil, hem doğayla baş başa kalmak hem de huzurlu bir yüzme deneyimi yaşamak için harika bir nokta.
Patara Antik Kenti, Antalya’ya 220 kilometre, Kaş’a 42 kilometre, Fethiye’ye ise 80 kilometre uzaklıkta yer alıyor.
Antalya’da gezilecek yerler arasında tarihi yapısı ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken Patara, hem deniz hem de tarih turizmini bir arada sunan ender yerlerden biri. Eğer Likya’nın izlerini sürmek ve antik çağların büyüsüne kapılmak istiyorsan, Patara Antik Kenti ve Plajı’nı mutlaka ziyaret etmelisin.
Akdeniz’in en ünlü koylarından biri olan Sazak Koyu, yeşil ve mavinin mükemmel bir uyum içinde buluştuğu eşsiz bir doğa harikası. Arkasında Adrasan’ın çam ormanları, önünde ise masmavi Akdeniz uzanan bu büyüleyici koy, el değmemiş doğal güzelliğiyle ziyaretçilerine huzurlu bir kaçış noktası sunuyor. Antalya dalış turları ve tekne gezilerinin en popüler rotalarından biri olan Sazak Koyu, sakinliği ve doğallığıyla kampçılar ve doğaseverler için ideal bir destinasyon.
Sazak Koyu, iki sarp kaya arasına sıkışmış küçük bir kumsala sahip ve özellikle gün batımı saatlerinde romantik bir atmosfere büründüğü için Balayı Koyu olarak da anılıyor. Doğal yapısı gereği korunaklı bir koy olan Sazak, dalgasız ve durgun deniziyle yüzmek için en uygun noktalardan biri.
Sazak Koyu, Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan bölgesinde yer almakta olup, ulaşımı maceralı ancak bir o kadar da keyifli bir deneyim sunmaktadır. Koya ulaşım için üç farklı alternatif bulunmaktadır:
Sazak Koyu’na ulaşmanın en pratik ve yaygın yöntemi, Adrasan’dan kalkan tekne turlarına katılmaktır. Tekne ile yapılan yolculuk yaklaşık 30-40 dakika sürmekte olup, masmavi deniz ve eşsiz doğa manzaraları eşliğinde keyifli bir seyahat imkânı sunar. Bölgedeki turlar genellikle birkaç farklı koyu da kapsayan Adrasan Tekne Turu kapsamında düzenlenmektedir.
Koya karadan ulaşım mümkündür; ancak yol oldukça engebeli ve zorlu bir toprak yoldan oluşmaktadır. Bu nedenle, 4x4 arazi aracı veya motosiklet kullanılması tavsiye edilir. Yol şartları nedeniyle dikkatli olunması gerekmektedir.
Doğa yürüyüşü yapmayı sevenler için Adrasan’dan yaklaşık 7 kilometrelik bir trekking parkuru bulunmaktadır. Ancak bu yürüyüş parkuru, özellikle yaz aylarında sıcak hava nedeniyle zorlayıcı olabilir. Yola çıkmadan önce yeterli su ve uygun ekipman bulundurulması önemlidir.
Sazak Koyu, doğayla iç içe, huzurlu ve bakir bir koy arayanlar için ideal bir destinasyondur. Ulaşım tercihinize göre macera dolu veya keyifli bir yolculuk sizleri bekliyor!
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğal yapısını bozulmadan koruyan ve huzurlu bir kaçış noktası sunan en özel koylardan biri olan Sazak Koyu, doğayla baş başa kalmak isteyenler için harika bir alternatif. Eğer şehir hayatının kalabalığından uzaklaşıp, masmavi deniz ve yemyeşil doğanın birleştiği bu saklı cenneti keşfetmek istiyorsan, Sazak Koyu’nu mutlaka ziyaret etmelisin.
Olimpos Dağı olarak da bilinen Tahtalı Dağı, Antalya’nın en etkileyici doğal güzelliklerinden biri olarak doğa sporları ve macera tutkunlarının vazgeçilmez rotaları arasında yer alıyor. 2.375 metre yüksekliğiyle Beydağları’nın en yüksek zirvelerinden biri olan bu heybetli dağ, hem deniz hem de dağ manzarasını aynı anda sunarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim yaşatıyor.
Antalya’nın sıcak yaz günlerinden kaçmak ve doğayla iç içe bir macera yaşamak isteyenler için Tahtalı Dağı, birbirinden farklı aktiviteler sunuyor.
Tahtalı Dağı, Antalya şehir merkezine yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta yer alıyor.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğa sporları ve macera dolu aktiviteleriyle öne çıkan Tahtalı Dağı, her mevsim farklı güzellikler sunan benzersiz bir destinasyon. Deniz ve dağ manzarasını bir arada görmek, teleferikle zirveye çıkmak, doğa yürüyüşleri yapmak ve ekstrem sporlarla adrenalin dolu anlar yaşamak istiyorsan, Tahtalı Dağı mutlaka keşfetmen gereken yerlerden biri olacak.
Antalya, mavi bayraklı plajları, sıcak havası ve yıl boyunca güneşli iklimiyle ünlü olsa da, kış aylarında muhteşem deniz manzaraları eşliğinde kayak yapmanın da mümkün olduğu nadir şehirlerden biri. Toros Dağları'nın Beydağları bölümünde yer alan Saklıkent Kayak Merkezi, Akdeniz Bölgesi’ndeki en büyük ve en popüler kayak merkezlerinden biri olarak dört mevsim doğa severlerin ilgisini çekiyor.
Saklıkent Kayak Merkezi, deniz ve karı aynı gün içinde deneyimleyebileceğin nadir noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Kış aylarında kar kalınlığı 100 ile 200 cm arasında değişirken, zirvede 4 metreye kadar ulaşabiliyor. Yılın büyük bölümünde sıcak bir iklime sahip olan Antalya’da, Saklıkent’in beyaza bürünmüş doğası kayak severler için benzersiz bir atmosfer sunuyor.
Saklıkent Kayak Merkezi, sadece kayak severler için değil, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için de birçok aktivite sunuyor.
Saklıkent Kayak Merkezi, Antalya şehir merkezine yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunuyor ve ulaşım oldukça kolay.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğa sporlarıyla öne çıkan Saklıkent Kayak Merkezi, kış aylarında bembeyaz karlarla kaplı dağları ve Akdeniz manzarasıyla eşsiz bir deneyim sunuyor. Eğer sıcak bir şehirde kış sporlarının keyfini çıkarmak ve doğayla iç içe bir gün geçirmek istersen, Saklıkent Kayak Merkezi keşfetmeye değer bir rota olacak.
Antalya şehir merkezine 57 kilometre uzaklıkta, Serik ilçesine bağlı Akçapınar Köyü’nde yer alan Uçansu Şelalesi, doğaseverlerin her mevsim ziyaret ettiği eşsiz doğal güzelliklerden biri. Deniz seviyesinden 400 metre yükseklikte, sarp kayalar arasından dökülen bembeyaz sularıyla etkileyici bir manzara sunan şelale, Toros Dağları’nın eteklerinde yer aldığı için çevresi yemyeşil ormanlarla kaplı.
Doğanın içinde huzurlu bir gün geçirmek ve serinlemek isteyenler için Uçansu Şelalesi, eşsiz bir kaçış noktası sunuyor.
Uçansu Şelalesi’ne ulaşım, doğa içinde geçen keyifli bir yolculuk sunuyor.
Antalya’da gezilecek yerler arasında doğaseverlerin ve macera tutkunlarının mutlaka görmesi gereken Uçansu Şelalesi, hem serinlemek hem de doğanın keyfini çıkarmak için harika bir rota sunuyor. Eğer doğanın içinde huzurlu bir gün geçirmek, buz gibi suların ferahlığını hissetmek ve şehrin kalabalığından uzaklaşmak istersen, Uçansu Şelalesi keşfetmeye değer bir doğa harikası olacak.
Türkiye'de doğa sporları denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri olan Güver Uçurumu, el değmemiş doğal güzelliğiyle dikkat çeken ve koruma altına alınan Düzlerçamı Milli Parkı sınırları içerisinde yer alıyor. 1 milyon yılda doğal yollarla oluşmuş kayaları, etkileyici derinliği ve vahşi doğasıyla ziyaretçilerini büyüleyen bu doğa harikası, macera severler için keşfedilmeyi bekleyen bir rota sunuyor.
Deniz seviyesinden 115 metre yükseklikteki bu uçurum, rüzgar ve yağmurun kayaları aşındırmasıyla tamamen doğal yollarla şekillenmiş. 2 kilometre uzunluğa sahip olan kanyonun sarp duvarları arasında, kar sularının erimesiyle oluşan masmavi bir akarsu akıyor. Bu akarsu, bölgeye farklı bir atmosfer kazandırırken yaz aylarında doğa sporları için birçok fırsat sunuyor.
Güver Uçurumu, Antalya şehir merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta yer alıyor ve ulaşımı oldukça kolay.
Antalya turistik yerleri arasında doğa severlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken Güver Uçurumu, hem doğa yürüyüşü yapmak hem de etkileyici manzaralar eşliğinde huzurlu bir gün geçirmek için harika bir alternatif sunuyor. Eğer şehrin kalabalığından uzaklaşıp doğanın içinde benzersiz bir keşif yapmak istersen, Güver Uçurumu mutlaka rotana eklemen gereken yerlerden biri olacak.
Serik ilçesinde yer alan Aspendos Antik Kenti, Roma döneminden günümüze kadar ulaşan en etkileyici yapılardan biri olan Aspendos Antik Tiyatrosu’na ev sahipliği yapıyor. M.Ö. 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen bu dev tiyatro, antik çağın en büyük tiyatrolarından biri olmasının yanı sıra, günümüzde dünyanın en iyi korunan antik tiyatrolarından biri olarak kabul ediliyor.
Klasik Roma mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Aspendos Antik Tiyatrosu, 20.000 kişilik oturma kapasitesiyle dönemin en büyük açık hava gösteri alanlarından biri olmuştur.
Aspendos, yalnızca tarihi bir yapı olmanın ötesinde, günümüzde de sanatsal ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam eden bir merkezdir.
Aspendos Antik Kenti, Antalya şehir merkezine yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta bulunuyor ve ulaşımı oldukça kolaydır.
Aspendos Antik Tiyatrosu, Antalya turistik yerleri arasında en önemli kültürel ve sanatsal miraslardan biri olarak öne çıkıyor. Eşsiz akustiği, büyüleyici mimarisi ve tarihi önemiyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Eğer Roma dönemine ait en görkemli yapılardan birini keşfetmek ve antik çağlara doğru bir yolculuğa çıkmak istersen, Aspendos Antik Tiyatrosu mutlaka ziyaret etmen gereken yerlerden biri olacak.
Türkiye’nin en güzel mağaralarından biri olarak gösterilen Dim Mağarası, Antalya gezisi sırasında mutlaka ziyaret edilmesi gereken doğal güzelliklerden biri. Alanya merkeze 11 kilometre uzaklıkta, deniz seviyesinden 232 metre yükseklikteki bir dağ yamacında konumlanan bu mağara, hem etkileyici doğal oluşumları hem de sunduğu manzaralarla ziyaretçilerini büyülüyor.
Bölgenin en yüksek noktalarından birinde yer alan Dim Mağarası, 4 ayrı bölümden oluşuyor ve 60 metre uzunluğa, 15 metre genişliğe sahip. Mağaranın içi, özel aydınlatmalarla düzenlenmiş yürüyüş yolları sayesinde kolayca gezilebilecek şekilde tasarlanmış.
Dim Mağarası, doğaseverler ve macera tutkunları için benzersiz bir keşif noktası sunuyor.
Dim Mağarası’na ulaşım oldukça kolaydır ve farklı seçenekler mevcut.
Antalya turistik yerleri arasında hem doğa hem de tarih meraklıları için özel bir konumda bulunan Dim Mağarası, benzersiz atmosferiyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Eğer Alanya’da keşfedilecek farklı bir yer arıyorsan ve doğanın binlerce yıl boyunca şekillendirdiği bu etkileyici mağarayı görmek istersen, Dim Mağarası’nı mutlaka gezi rotana eklemelisin.
Kaş ile Kalkan arasındaki sahil şeridinde yer alan ve dünyaca ünlü bir doğa harikası olan Mavi Mağara, 1972 yılında keşfedildiğinden beri etkileyici güzelliğiyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. 50 metre uzunluğu ve 40 metre genişliği ile Akdeniz’in en özel mağaralarından biri olan bu doğa harikası, bir zamanlar Akdeniz foklarının yaşam alanı olarak bilinirdi. Günümüzde ise gezi teknelerinin en sık uğradığı duraklardan biri haline gelmiş durumda.
Mavi Mağara, deniz altındaki mağara dehlizlerinden süzülen mavi ışık nedeniyle bu ismi almıştır. Gündüz saatlerinde bile mağaranın içi masmavi bir ışıkla aydınlanırken, özellikle gece saatlerinde suyun berraklığını ve mağaranın mistik atmosferini tam anlamıyla hissedebilirsin.
Mavi Mağara, özellikle macera ve doğa tutkunları için birçok farklı deneyim sunuyor.
Mavi Mağara, Kaş ve Kalkan’a oldukça yakın bir konumda bulunduğu için ulaşım açısından oldukça kolay bir noktada yer alıyor.
Antalya turistik yerleri arasında doğa severler için en özel noktalardan biri olan Mavi Mağara, masmavi suları ve büyüleyici ışık oyunlarıyla keşfedilmeyi bekliyor. Eğer Kaş ve Kalkan bölgesinde doğanın sunduğu eşsiz güzellikleri görmek istiyorsan, Mavi Mağara’yı mutlaka gezi rotana eklemelisin.
Kekova Adası’nın hemen karşısında, bir yarımada üzerinde yer alan Simena (Kaleköy), 1. derece sit alanı olarak korunan ve Akdeniz’in en güzel tarihi köylerinden biri olarak bilinen eşsiz bir destinasyon. Doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla dikkat çeken Simena, binlerce yıllık Simena Kalesi’nin çevresini süsleyen taş evleri ve masmavi deniziyle ziyaretçilerini büyüleyen bir atmosfere sahip. Günümüzde küçük bir balıkçı köyü olarak varlığını sürdüren bu bölge, Antalya’nın yeni keşfedilen gizli cennetlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Simena, tarih boyunca Likya, Roma ve Bizans dönemlerine ev sahipliği yapmış önemli bir yerleşim yeridir. Doğal yapısıyla bütünleşmiş olan antik kalıntıları ve köyün otantik dokusu, burayı gezginler için benzersiz bir deneyim haline getiriyor.
Simena (Kaleköy), karayolu ile doğrudan ulaşılamayan bir yarımada üzerinde yer aldığı için ulaşım yalnızca deniz yoluyla sağlanıyor.
Antalya turistik yerleri arasında hem tarihi dokusu hem de doğal güzelliğiyle özel bir yere sahip olan Simena, masmavi denizi ve mistik atmosferiyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Eğer Akdeniz’in tarih kokan kıyılarında keşif yapmayı seviyorsan, Simena’yı mutlaka rotana eklemelisin.
Antalya Kaleiçi’nde hem tarihi sokakları keşfedebilir hem de turkuaz sularıyla ünlü Mermerli Plajı’nda serinleyebilirsin. Osmanlı konakları ve tarihi yapılarıyla süslü Kaleiçi’nin tam kalbinde, yat limanının hemen karşısında yer alan bu küçük ama büyüleyici plaj, şehir merkezinde denize girebileceğin en güzel noktalar arasında bulunuyor.
Antalya’nın ünlü falezlerinin hemen yanında konumlanan Mermerli Plajı, çakıl taşlı küçük bir sahil, kayalar üzerine inşa edilmiş güneşlenme terasları ve falezler üstünde yer alan şık bir restoran ile ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor.
Mermerli Plajı, Antalya şehir merkezinde ve Kaleiçi’nde yer aldığı için ulaşımı oldukça kolaydır.
Antalya turistik yerleri arasında hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle ön plana çıkan Mermerli Plajı, şehir içinde keyifli bir deniz molası vermek isteyenler için harika bir seçenek sunuyor. Eğer Kaleiçi’nde tarihi sokakları keşfettikten sonra Akdeniz’in berrak sularına kendini bırakmak istiyorsan, Mermerli Plajı mutlaka rotana eklemen gereken yerlerden biri olacak.
2012 yılında ziyarete açılan Cüceler Mağarası, Antalya’nın doğal güzellikleri arasında önemli bir yere sahip. Sapadere Kanyonu’nun yamaçlarında yer alan ve binlerce yıl süren doğal süreçlerle oluşan bu mağara, Akdeniz Bölgesi’nde sıkça rastlanan karstik mağara yapılarının en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Osmanlı döneminde yerleşim yeri olarak da kullanıldığı bilinen mağara, tarih boyunca birçok farklı amaçla değerlendirilmiş.
Mağaranın içi tamamen aydınlatılmış olup, ziyaretçilerin rahatça keşif yapabilmesi için yürüyüş yolları düzenlenmiş. Bu sayede mağaranın derinliklerine kadar güvenli bir şekilde inmek mümkün.
Cüceler Mağarası, Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Sapadere Köyü’nde yer alıyor. Antalya şehir merkezine yaklaşık 180 kilometre, Alanya’ya ise 35 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Antalya turistik yerleri arasında yer alan Cüceler Mağarası, doğanın sunduğu benzersiz güzelliklerden biri olarak keşfedilmeyi bekliyor. Eğer Antalya gezinde doğayla iç içe farklı bir deneyim yaşamak ve yer altının gizemli dünyasına adım atmak istersen, Cüceler Mağarası’nı mutlaka rotana eklemelisin.
Antalya’nın Demre ilçesinde yer alan Noel Baba Kilisesi (Aziz Nikolaos Kilisesi), Hristiyanlar için kutsal kabul edilen ve önemli bir hac alanı olan tarihi bir yapıdır. Tüm dünyanın Noel Baba olarak tanıdığı Aziz Nikolaos, uzun yıllar Demre’de bulunan Myra Antik Kenti’nde piskoposluk yapmış ve özellikle yoksullara ve çocuklara yaptığı yardımlarla ün kazanmıştır.
Bu küçük ama manevi değeri büyük kilise, halk tarafından Aziz Nikolaos’un anısını yaşatmak için inşa edilmiştir. Günümüzde hem tarih hem de inanç turizmi açısından büyük öneme sahip olan kilise, her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor.
Noel Baba Kilisesi, Bizans mimarisinin etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Demre ilçesinde yer alan Noel Baba Kilisesi, Antalya şehir merkezine yaklaşık 150 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Antalya turistik yerleri arasında hem tarihi hem de dini önemiyle öne çıkan Noel Baba Kilisesi, inanç ve kültür turizmine ilgi duyan ziyaretçiler için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Eğer tarihin içinde bir yolculuk yapmak ve Aziz Nikolaos’un yaşadığı toprakları keşfetmek istersen, Demre’deki bu büyüleyici kiliseyi gezi rotana eklemelisin.
Myra Antik Kenti, Noel Baba’nın evi olarak bilinen Demre’de, dağ eteklerine kadar uzanan etkileyici kalıntılarıyla tarih ve arkeoloji severlerin ilgi odağı oluyor. Likya uygarlığının en önemli kentlerinden biri olan Myra, Roma ve Bizans dönemlerinde de büyük bir öneme sahipti. Aziz Nikolaos’un piskoposluk yaptığı bu antik kent, Hristiyanlar için de önemli bir hac noktasıdır.
Myra Antik Kenti, Antalya şehir merkezine 150 kilometre uzaklıkta bulunan Demre ilçesinde yer alıyor.
Antalya turistik yerleri arasında en önemli antik kentlerden biri olan Myra, Likya uygarlığının izlerini taşıyan tarihi yapıları, devasa kaya mezarları ve etkileyici atmosferiyle keşfedilmeyi bekliyor. Eğer tarih ve arkeolojiye meraklıysan, Myra Antik Kenti’ni mutlaka görmeli ve Likya uygarlığının en önemli şehirlerinden birine adım atmalısın.
Antalya ve Alanya tekne gezilerinin en popüler duraklarından biri olan Fosforlu Mağara, doğanın sunduğu eşsiz güzelliklerden biri olarak kabul ediliyor. Kayaların arasından süzülen ışığın suya yansımasıyla fosforlu bir parlaklık oluşturan bu mağara, özellikle gece saatlerinde büyüleyici bir manzara sunuyor.
🔹 Fosforlu Su Parıltısı: Mağaranın suyu, kayalardan yansıyan ışık sayesinde fosforlu bir parlaklığa sahip olur. Bu doğal ışık şöleni, gece dalışları ve yüzme deneyimlerini unutulmaz kılar.
🔹 Dalış ve Yüzme Deneyimi: Fosforlu ve berrak sular, yüzme ve dalış meraklıları için mükemmel bir ortam sunar. Gece dalışlarında suyun içinde ışıldayan etkileyici renkleri keşfedebilirsin.
🔹 Tekne Turlarının Gözdesi: Alanya ve Antalya çıkışlı tekne turlarının en ilgi çekici duraklarından biridir. Özellikle gün batımı ve akşam turlarında buraya uğrayarak doğanın sunduğu bu görsel şölenin tadını çıkarabilirsin.
🔹 Eşsiz Fotoğraf Fırsatları: Suya yansıyan fosforlu ışıklar ve mağaranın mistik atmosferi, benzersiz fotoğraflar çekmek için harika bir fırsat sunar.
📌 Gece Dalışları: Fosforlu ışıkların suyun altında nasıl parladığını görmek için özel dalış turlarına katılabilirsin.
📌 Tekne Turları ile Keşif: Antalya ve Alanya’dan hareket eden Mavi Yolculuk turlarına katılarak bu doğa harikasına ulaşabilirsin.
📌 Denize Girmek ve Yüzmek: Serin ve berrak sularda yüzerek bu büyüleyici atmosferin keyfini sürebilirsin.
📌 Fotoğrafçılık: Gündüz ve gece ışık oyunlarını yakalayarak, sosyal medyada paylaşabileceğin harika kareler elde edebilirsin.
📍 Konum: Alanya Kalesi’nin doğu kıyısında yer alan Fosforlu Mağara’ya kara yolu ile doğrudan ulaşım mümkün değildir. Ancak tekne turları ile mağaraya rahatlıkla ulaşabilirsin.
🚤 Tekne ile Ulaşım:
🛥 Dalış Turları:
⏰ En iyi ziyaret zamanı: Fosforlu yansımaları en net şekilde görmek için gün batımı ve gece saatleri önerilir.
🌊 Deniz Durumu: Özellikle rüzgarsız ve dalgasız havalarda fosforlu ışıkların en güzel haliyle görülebildiğini unutma!